20.11.2025

Çizme

 


Nedense & İnatla


Uzun zaman olmuş ve bunu siz istediniz. (2 kişi) Bakalım paslanmışım mı?


Yukarıda yaptığım gibi ayrı yazılması icab eden soru ekleri bir şekilde sona gelmeli bence.


Yazmasaydım çıldırırdım falan diyemeyeceğimi farkettim. Yazmadan da durabiliyormuşum.


İnsanlara kötü enerjilerini geri yansıtmak için bile olsa içinde saniyelik kötülük tutmaya değmez.


İçinde yaşıyor olmamıza rağmen "dijital çağ" dediğimizde eski bir dönemden bahsediyor gibi oluyor bana göre.


Kısa içeriklere alışa alışa kırmızı ışıkları beğenmiyoruz. Bir de kısa şarkıları tekrar dinleme isteğimiz oluyor.


Ortaya çıkan bir sürü gelişmeye rağmen iyi bir karpuz kadar mutlu eden çok az şey var. Benim eski tadım yok mesela ama bazı karpuzların var. Duyuyorum, görüyorum. Bir gün gelecek dönence biliyorum.


Ne zaman? "Gün doğmadan deniz daha bembeyazken"


Anlık olarak ne yapacağımı unutuyorum bazen. 

"Alzaymır bebek hoş geldin" demeyelim de Bünyem bana amaçsızlığın güzelliğinden bir kuple fısıldıyor diyelim.


YouTuberlar sürekli birbirine konuk oluyor. YouTube Türkiye kocaman bir altın gününe döndü.


Mizah daha saygın bir yere ulaşır diye düşünüyordum. Yaygınlaştıkça saygınlığı azaldı. Modern medya unsurlarında ilgiye ve dolayısıyla paraya dönüşebilen mizah içerikleri ile eski tip olanları arasındaki fark: durup da düşünmeye vakit ayırmak.


Viski taşı diye bir şey varmış. Buz eriyor işi sulandırıyor diye ortaya çıkmış. Eskiden cidden taşmış da şimdi farklı bir madenden falan üretiliyormuş.


Bu yazı das az okunursa sıradaki yazıyı yapay zekaya yazdırırım ve robotların dünyayı ele geçirmesi böylelikle başlamış olur.


Taşınmak tanışmaktan genelde daha kolay. Tanıştığına taşınmak biraz büyük kaşınmak sanki.


Bale ile Bali (ülke olan) taytlı adam görebileceğimiz iki ortam.


"Ne güzel bir şey sensin"

"ne güzel bir şeysin sen" demeye çalışan bir Alman tarafından kurulan cümle. Bu alakasız bir örnek oldu ama dil düşüncelerimizi, düşünme biçimimiz de yaşam tarzımızı belirliyor bence.


Yüzümüzdeki yastık izine yapılan edebiyat, bileğimizdeki çorap izine yapılmadı. Biri tembellik biri emek aslında. Çorapsız geçen günler iyidir.


Mordan başka sonuna renk denilen renk var mı? Kahverengi değil onun adı o direkt. Sadce mor demiyor, mor renk diyor. Nedense ve inatla.


Geçip giden ömrümüzden aklımızda sadece molalar kalıyor.


Badana çok kaba tınlayan bir sözcük iken bandana bir o kadar kibar.


Cinsiyete özel meslek isimleri niye var? Diğerlerinde niye yok?


Şehirlerde arabalara bu denli metrekare ayırmamıza gıcık oluyorum her zaman. Bence zaten motorlu taşıtla gidiyorlarsa tek sıra halinde gitmeyi de göze almalılar.


Kadınlara süsü püsü süsleyip püsleyip satıyorlar. Sonra faydasına inanmıyor kimse ürünün. Markalara aniden bir ciddileşme geliyor. Aşırı içerik odaklıyız ambalajı yapıyorlar ama günün sonunda bu da bir süs püs.


Almanlar pizza yapamaz, İtalyanlar bira içemez gibi geliyor. Kesin ikisinin de kralını yapan yer vardır. Bu konular hep Çekya'dan çıkıyor sanki. Ayrıca biliyorsunuz ki Çekyalılara da Çekyat denir.


"Gün günden kötü gelecek." Zamanla hamur gibi oynayan bir cümle. Tembellikler arasında telaşe koşup kalbimizi yormaya devam...


Dışarıda insan içinde olmak için halen "bakkalda, kasapta" gibi esnaf terimleri kullanıyor. Gidin bakın tek müşterisi sizsiniz. Batıyorlar.


Rollenmek diye laf çıkmış. 

The Rollening Stones!


Ya tripodu çok sevip her şeyi üç ayaklı yaparak doğanın dengesini koruduklarını, karbon ayak izni azaltmaya yardımcı olduklarını falan düşünselerdi... Fena..


Bütün o şık sözcüklerin ahengi arasında dan diye "SAHNEYE KOYAN" demek pek olmuyor sanki.


Aletli Cimnastik düşünün.. ama böyle pense, çekiç, mezura falan kullanmasını bilene yine estetik olur. Üstelik tiktok falan da çekilir.. gelsin paralar.


Gerçekten kripto borsasının değeri olduğuna inanmanıza inanamıyorum.


Herkesin götü kalkınca çoğunluk yalnız kaldı. Çoğunluğun neyineyse zaten göt kalkıklığı.


Sabah uykusu yerine kiminle denize gitmeye tercih ediyorsan onun takım arkadaşısın.


Bir film izledim.

çok çok çok etkilendim.

ve yine hiç bir şey yapmadım.

"Call to action" işlemez bir bünyem var.


"Yapılabilir bir şeyse yaparım" diye cümle kurdum. Aşırı geldi sonra düşününce...


Koreli özentisi çıtı pıtı kızlara korelilerin delikanlı gibi sarımsak sevgisi şoku.


Ülkemiz insanındaki merak bence fakirlikten. Başımıza bir şey gelir mi korkusundan... Zaten hep dedikodu.


Buraya yazdığım çoğu şeyi yıllar önce yazmışımdır kesin. Böyle de sıkıcı ama fikri sabit biriyim.


Teknol geliştikçe kumandalardaki tuş sayısı azalıyor. Hatta isteseler daha da azaltırlar da geçiş yumuşak olsun diye azaltmıyorlar bence.


Tencere tava deli pahalandı. 

"Tencere tava hep aynı hava" artık değil yani.


Herhangi bir şey çok şey olabiliyor ama asla ama asla her şey olamıyor. Mutlak hakimiyet doğanın kuralına aykırı sanki.


O kadar tırtıkladım ama şu içerik âleminde yerim yokmuş, yokmuş.

(Şu dağlarda kar olsaydım, olsaydım.)


Genelde canım sıkkın. Canı sıkılmayan tedavi olsun zaten.


Eskiden bir sabah hasta olarak uyandırdım, artık göstere göstere hasta oluyorum. Bu iyi bir şey mi onu da bilmiyorum. Dünya değişiyor da dünya bizi değiştiriyor mu? Uyum sağlayayanlar ve uymamız gerekenleri söyleyenler bir şekilde hayatta kalıyor. Gerisi, (gerimiz) göstere göstere hasta olup çürüyoruz.


İnsanoğlunun tanrı verigisi yeteneklerinin günümüzde sadece ön kamerayı açıp dans etmeye dönüşmesi ne kadar acı.


Şu birayı şişeden dikmeyin artık kafaya. Sen Behzat Ç. değilsin. Sen de değilsin. Sen belediye başkanısın artık.


Yazıyor muyum?

Yaşıyor muyum?

Bi tık yıprandım, çokça şeyi bıraktım. Vazgeçtim sandıklarım oldu da aslında elimde de tutamamışım. Benden de vazgeçilmiş olabilir. Hepimizin sonu mişli geçmiş zamanın rivayetinde gelecek zaten.


Uzun mu yazıyorum kısa mı yazıyorum emin olabiliyorum. Kısa kısa yazıp uzatıyorum genelde.


Buradaki eski yazıları silmiyor olmam hoş değil. Okuyor olmanız daha da hoş değil. İnsanın kendi eskisinde kaçamadığı bir şeyler var.


Vücudumuzun bir bölümünden bahsederken "koltuk" sözcüğünü kullanmak çok ilginç.


Bazı şeyleri kullanıyorsunuz, bazı şeyleri kullanmıyorsunuz. Direkt bakınca boş bir cümle gibi ama bir "şey"in kullanım değeri kadar kullanmama değeri de var. Örnek mi? Şeker kullanmıyorum. Şeker kullanılan bir "şey" mi? En baştan bunu irdelemek lazım ama çok üşendiğim için ikinci örneğe geçiyorum: alkol kullanıyor musun? Burada da müsadenizle konudan saparak muhteviyatında alkol içeren ve çeşitli tadım değerleri olan içkilere direkt alkol demek, diyen kişinin bu konuya bakış açısından tutun da tüm dünya görüşünü ele veriyor.... Yani kolonya bile içsen saf alkol değildir. Limon aroması var... Yanında bi erik bi salatalık güzel eşlikçi olabilir. 


Eşlikçi sözcüğü de yeni çıktı mesela, bir de abur cubur yerine atıştırmalık diyor çakallar. Biz sanki anlamıyoruz cips yediğini. Hâlbuki Abur cubur ne kadar güzel bir söz. Dolu dolu oturuyor ağıza.


Ben de var ya ne adamım ha...

Piii...


Not: yılllar sonra bu yazıyı Blogger halen var mı onu bile bilmeden yazdım. Blogumun eski çizeri yazarı da olmak istedi. O kadar özgürlük veremem sana dedim. Çizme işinden de caydı herhalde. Neyse ki yazmak ve çizmek benim için işten bile değil...


Keşke olsa.

8.06.2017

Fare

Evde viski yok, sivri var.
Viski ile apansız ve serkeş yazar olacaktım, sivriye sinir olduğumla kaldım.

Fincan kulplarında bir tasarım hatası var. Rafa fincan dizerken kulpları çok rahatsız ediyor.

İtiraf edeyim sarı sayfalardan kendimizin ve eşin dostun numarası bulup mutlu oluyordum.
Bu arada eskiden her evin demirbaşı olan sarı sayfalar uygulaması bugün kişisel bilgilerin korunması açısından suç durumu oluşturuyor.

Kaleiçinde geceleri oturup içtiğimiz ve pek karışanı edeni olmayan bir sokak var.
Geçengün o sokaktan gündüz geçmem icap etti de sokak gündüzleri bambaşka bir yermiş "huzurun başkenti" olmuş.

Kapitalist ülkelerde "Tek bilmem ne" diye bağrılan tüm siyasi söylemler tek bir anlama gelir:
Tek piyasa.
Ulusallaşamamış bir ülke olmamızın ilginç yanı da bu çok pazarlı yapımız ile zorladığımız kapitalizm.
Sanıyorum bu cendere bizi sınıfsız/mülkiyetsiz Osmanlı toplumuna dönüştürecek.

Çayda dem, üniversitede devrem.
Devrecilik önemli.

Kot pantolonların ismi konusunda ciddi bir karmaşa var.
Kot aslında soyisminden gelen bir marka adı, zamanla ürün adı haline gelmiş.
Blue Jean (blucin) zaten ingilizce temelli bir söylem.
Bir de genelde kumaş için kullanılan Denim kelimesi var; O da Fransız bir söylemmiş.

TRT Arşiv inceden aklımızı aldı ancak gördük ki çaktırmadan bazı kayıtlar filtrelenmiş.

"İki arkadaşın genişçe bir merdivenden indiklerini düşünelim. Bir tanesi, ayağı mı burkuluyor artık ne oluyorsa, düşüp merdivenlerden yuvarlanıyor ve hareketsiz yatıyor. Yanındaki arkadaşı korkuyla, telaşla, heyecanla yanına gidiyor ve arkadaşını omuzlarından kaldırıp 'bir şey söyle, bir şey söyle!' diyor. Düşen arkadaş gözlerini açıp bir şey söylüyor.
O, şiirdir işte.
Ne söylediği önemli değil; ama o söylediği şey kendi canlılığını gösterdiği gibi arkadaşının da yüreğini ferahlatıyor.
Şiir budur ve başka bir şey değildir."
-İsmet Özel

Ben ne ciddi olacağım lan, başkası olsun!

Bu bloga da hikayeler özelliği gelecek diye bekliyorsanız söyleyeyim:
Bu blog zaten komple hikayeler özelliği.

Bi dizide eleman "ben aşkı sallama çaya benzetiyorum" dediydi de pencereden bağıran adam izah etmesine fırsat vermemişti.
Kim bilir ne diyecekti..

Sos ölür, sen patatesi hatırla.
Esas ürün için verilen sosu yan ürün ile (Patates) tüketen bir toplum hızını alamadı ve önceliğini sosa verir oldu.
Belgesel'de izledim Mc Donald's kurulduğu zaman menüsü şu şekildeymiş:
hamburger, patates, milkshake
zaten sonra markayı milkshake tedarikçisi olan firma satın almış.

Sürekli bi'şeylerin arasında varolduğu söylenen ince bir çizgi var.
ince bir çizginin de arasında ince bir çizgi var.

"Kısa ömrümde yedi sekiz
defa memleketimize (hürriyet) geldiğini işittim.
Evet, bir kere bile kimse bana
gittiğini söylemediği hâlde, yedi sekiz
defa geldi; ve o geldi diye biz
sevincimizden, davul zurna sokaklara fırladık."
Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Günlerin getirdikleri hep benim yitirdiklerim

Avrupa'nın ortayerindeki tahsilinden gelmiş bir arkadaşım dertli dertli Türkiye'nin pahalılığını anlattı, bir de avrupalıların ülkemize bakışındaki değişimi anlattı.

Siz de market kasasında sıradayken kasiyere boş koli soran insanlara denk geliyor musunuz?
o insanlardan birisi de siz oldunuz yahut olacaksınız.
Gerçi şimdi koli satan işletmeler de var.
Koli demişken koli bantlamak için yapılmış havalı bir aparat var ya bana alınacak iyi bir hediye olabilir.

Bazen bir eşyamı düşünüp onun gördüğü şehirleri değerlendiriyorum.
Bazıları senden benden çok gezmiş.

"Şiir, yazana değil ona ihtiyacı olana aittir."
P. Neruda

Okulda öğrencilere yöresel yemek muhabbetini açıp kaçıyorum.
2 saat memleket yemeklerinden konuşup deli gibi acıkıyorlar ve özlüyorlar.

Kokuları güzel bulup bulmamamız öğrenilen bir şeymiş.
Bebeklerin kakalarından tiksinmemeleri de buna bağlıymış.
İnsan tuvalet alışkanlığından sonra dışkısının kötü koltuğuna karar verirmiş.

Haklı olmanın içinde istenmeyen bir mağdur olmuşluk var.
Haklı olmaya muhtaç olmadığımız mutlu bir hayat çok güzel olabilirdi.

Bir ailenin geliri ile ilkokul çağındaki erkek çocuklarının saç uzunluğu doğru orantılıdır.

"Pişmanlık devam ediyorsa suç da devam ediyordur."

Sevdiğin şarkıcının yeni albümü mü tırt yoksa sen biraz daha mı yaşlandın?

Hem "yılanı deliğinden çıkaran" hem de "fındık kıran" şey olsa olsa faredir.
Yakalarsan Muck Muck.

21.12.2016

Vedalaşmamışlık Duygusu

-Bilmediğin caddelerin bilmediğin kafelerinin bilmediğin kaldırım işgaliyesi masalarına terkettiğimiz arkadaşlarımız, tanıdıklarımız, sevmiş olduklarımız var..
önce sesini sonra suretlerini unuttuğumuz insanlar ve o insanların değişmekte olan hayatları var.

  -Van Gölü'nün yarısına yakın kısmı da Bitlise bağlı ama gölün adı Van Gölü.
Yeni ortak bir isim düşünülebilir bence.
Bitlivans Gölü?
Vanbitlis Gölü?
One Minute Gölü?
The Beatles Gölü?

  -Yeni yıkanmış çamaşırların eşlik ettiği balkon sohbeti daha bi' güzel sanki.
Lavantası var, dağ esintisi var.
Çeşit de çok.

  -Köftesi gerçekten güzel olan yerlerin menüsünde başka alternatif olmuyor ve masa sandalyeleri eski oluyor.
Bonus: kredi kartı geçmiyor.

  -Osmanlıya kahve gelince kahverengine "kahve" denmeye başlanmış ondan önce bu rengin adı ise "fındıki" imiş.

"Mutlu insanın hikayesi olmaz"
Umberto Eco

  -Ömür boyu aslında olduğumuz insana sarılma hasreti ile yaşıyoruz.

  -Normalde insanlar ikiye ayrılır:
Numaraları rehbere kişi ile ilişki bağını ekleyerek yazanlar ve düz isim soyisim yazanlar.
Kısa vadede 1. uzun vadede 2. daha başarılı bir sosyal yaşama sahip olur.

  -Fakir, Yatak Döşek Yatıyor.
Orta Direk, Hastalanıyor.
Zengin, Rahatsızlanıyor.
Düzene bak: Param yoksa ölümden dönüyorum da param varsa en fazla rahatım kaçabiliyor.

  -Sketch Book dediğimiz şey de bence "Book" değil defter.
Kağıdı az biraz çizim için müsait diye bize yapmadığı artizlik kalmıyor..
Halbuki resim defteri öyle mi?
değil.
Bir kırtasiyede aşırı pahalı patron kalemleri dışında en sevmediğim şey Sketch Book.
Olumsuz biri gibi anlaşılmak istemiyorum o yüzden çevirmeli kolu olan  masa kalemtraşlarını adını bilmeden hep çok sevdiğimi belirtmek isterim.
şimdi de olumsuz biri gibi anlaşılmak istemezken kalemtraş cehaletim frikik verdi.

  -Hatıralarının olduğu parkı, binayı falan yıkacak oluyorlar da sen o şehri terketmiş oluyorsun ya.
İçin bi cızırdıyor vedalaşmamışlık duygusu ile.

  -Gerçekten iyi bir ilişkide asla "haklısın" ve "aynen" gibi söylemler yer almaz; aksine sürekli bir çatışma ve  sürekli bir akıl yürütme yapılır.

  -Şehirlerarası otobüs filmi diye bir seviye var.

  -Rakı şişesinin ağzına o plastik aparatı takmasalar keşke.
Alkolün bazı gelenekleri var ve rakının bardağa dökülme sesi de bunlardan biri.
  Önce bi Çın edecek de şişe bardakla kavuşacak, sonra lıkır akacak bardağa, ölçü üzerine kısa bir sohbet edilecek...
Bunlar olacak.
Şimdi "piiiirrrr" diye akıyor rakı, yakışmıyor.

  -Herkesin çok renkli komikli tişört falan giydiği 2007 sonrası dönemin son demlerindeyiz millet şimdi renksiz ve oransız giyiniyor.
Uzun tişört ne ulan sünnetli gibi?

  -Çok afedersiniz matematik kadar geleceği olmayan çok az şey var.
Kariyeriniz bu ise inceden sanata sepete yanlamanızda fayda var.

  -Sufle, Çiğ köfte dürüm, Waffle, Bardakta mısır..
Bunlar hep iyi kötü bir yerlerde bir anda moda olup çok yavaş yok olan şeyler.
Şimdi bir de yoğutçular çıktı..
Sektör ite ite cacık yapacak kendini.

  -Büyüyemedik, çocuk kalmışlıktan bahsetmiyorum sıkışıp kalmaktan bahsediyorum.
  Biz dünyanın geri kalanının yıldızlar karmasıyız.
Onlar bizden uzak durmak için güvenlikli siteler yaptılar sonra kibir ağır gelmiş olmalıdır ki siteye havuz ve etrafına duble yol yaptılar, hemen ardından da "ülkemiz büyüdü" dediler.
  Biz büyüyemedik, çocuk kalmışlıktan bahsetmiyorum.

  -Birlik ve beraberliğimizi Kaplanlı battaniye altında izlediğimiz Kemal Sunal filmlerine borçlu bir milletiz.
Bizim yarimiz kıştır.

  -Gönlünüz hep bahar olsun.


16.08.2016

Ütüsüz



"Resim ekleme sanatıdır; fotoğraf ayıklama sanatıdır."
-Sabit Kalfagil

Tolstoy bisiklet sürmeyi 67 yaşında öğrenmiş, bu durumdan sonra "hiç bir şey için geç değil" demek için "Tolstoy'un bisikleti var."  denirmiş.

Keskin olanın acısı başka,
sert olanın bambaşka..
en acıtanı da "kesin" durumunda olanlar.

Jacob Riis, 19. yüzyılda New York'da yaşamış olan doğuştan fakirlerden biri.
Çeşitli işlerde çalışmaktayken Tesadüfen gelişmelerle bir gazetede fotoğrafçı olarak iş buluyor.
Üst tabakanın yani zengin tabakanın, alt sınıf fakir insanların nasıl yaşadığından habersiz olduğunu farkediyor.
Bu durumu üst tabakaya anlatmayı, göstermeyi ve eskiden kendi yaşadığı yerleri gösterip bir farkındalık yaratmak, dikkat çekmek istiyor ancak , alt tabakanın yaşadığı yerler o kadar izbe ve o kadar karanlık ki;
bunu fotoğraflamanın imkanı olmadığından dolayı önceleri çizgi ile betimleyip anlatma yolunu deniyor ancak hiç bir çizimin gördüğü manzaralar kadar etkileyici olmadığını farkediyor.
İşte bu zamanda tamamen rastlantısal olarak bir fotoğraf makinası aparatı icad ediliyor. bu aparatın adı: Flash.

"Üzerinde daha çok düşündükçe, aslında insanları sevmek kadar sanatkârca bir şey olmadığını hissediyorum.”
-Vincent van Gogh

Sadece yalnız yaşamışların edindiği alışkanlıklar var, en güçlü düşmandan beter olan bu alışkanlıklar kişiyi en sert duygu durumlarına hazır hale getirir ama yorar.

Binalar tasarlanırken daire başına 7 metrekare yeşil alan hesaplanıyormuş.

"Kadıköy'ün zabıtası da farklı bir tanesi Pink Floyd dinliyor."
-Evrencan Gündüz

"Hamamcı teyze" diye bir şarkı var; çok korkunç değil mi?

Bahar gelince havalar ısınıyor ve milletçe çakıyoruz tespiti: "YAZ GELMİŞ"
lan bi dur o öyle değil..
İlkokullarda ne güzel oval bi mevsimler takvimi vardı ona da mı bakmadın..?

Sizce de Helva çok felsefi bir yiyecek değil mi?
Hangi helva ve ideal helva formu gibi sorular sorduruyor.

Şaşırmak da güzel olabilir ancak bilmek biraz da ideal sanki.
en bildiğin yolda yakaladığın kış güneşleri, gazeller ve güzel hava.

Apartmanınızın olmadık bir köşesinde yıllardır duran fayans, mala gibi tadilat malzemeleri varsa o apartman eski bir apartmandır.

"Sadelik en yüksek aşamadır." demiş Haldun Taner.

Susayıp da içtiğin limonata'nın seni susatması büyük çaresizlik..
Keşke su içeydin.

Keloğlan'ın yancısı cüce hali hazırda korkunç bir karakter iken bisikletinin kornasını o bet sesi ile "EBİBE" diyerek çalıyor gibi yapması resmen kaos.
Filmi ne zaman izlesem bir o sahne bir de tavuklu sahne çıkmıyor aklımdan.

Azalarak bitiyor: Not defteri sarısı
Bonus: Sarı Sayfaları bilenler eklesin.

Bazen bir şey bedava olsa nasıl olurdu diye düşünüyorum..
örneğin şehiriçi halk otobüsleri tüm halka bedava olsa önce bir yığılma olsa da bir yerden sonra işler normalleşir bence..

"En küçük birim hücredir" dediler.
dediler de sonra kendilerini yendiler atomları öğrendiler.
doğru amaç için kendi ile mücadele eden mutlak kazanır.

Sessizce piyasadan çekilen bakkal ürünleri çok hüzünlü.
Bu arada ben sevmem ama cino seven varsa Antalya Konyaaltı caddesinde cipsleri tozlu bir market satıyor.

Duygu çok önemli bir şey, en önemlisi olmamasına müsade etmeyenler duygusuz insanlar.
Bu paralar, metrekareler, arabalar, kot pantolonlar hep onların seçkisi.

Bayram günleri giderek Pazar günlerine dönüşüyor..

Konya sokaklarında bir Sultan Abla varmış, görenlerin hemen dikkatini çeken Sultan Abla kıpkırmızı giyinip kıpkırmızı makyaj yapar sokaklarda gezermiş, Konyalılar başta garipsemişler ama sonra alışmışlar..
Kronik Psikoz teşisi koymuş doktorlar.
Çocukluk Aşkı ile evlenen Sultan Abla çocuğu olmuyor diye kocasından feci dayak yemiş ne olduysa ondan sonra olmuş..
"Aşık olmayana saygı duymam, Aşık olmayan saman gibi gelip gider.." dedi Sultan Abla.

İstanbulda Kadıköyü öve öve Kadıköydeki ev kiralarını uzaya yükselmiş bir kitle var.

Tam şehir şehir gezecek, hikaye kovalayacak adamım da param yok.

Zayıflığını kas, şişmanlığını meme olarak pazarlayan ve sürekli dili dışarda köpek şeklinde selfie paylaşan bir jenerasyondan çok bişey beklemeyin.

Az bilmek hiç bilmemekten kötü.
Tek kitap hiç kitaptan,
uzaktan seyretmek içinde olmaktan ve bir gecede içilen sadece bir bira da hiç bira içmemiş olmaktan çok daha kötü.

Paçalarınız duble ve enseleriniz natural olsun.


4.07.2016

Lütfen Uzakları Yakın.



Sevdiğin ile yakalandığın berbat hava.
Sevmediklerin ile harcadığın güzel havalar.

Ait olduğun şehri ilk defa tepeden gördüğün o an.

Kaybolmayı başarabilmiş gizemli ilkokul arkadaşları.

Çok özlediğin o çocuk.
Tabii ki kendi çocukluğun.

Bisiklete binmeyi becerdiğin an.
Heryere giderim ben bununla hissi.

Batmış ve kapanmış dükkanların camında bant izi bulunan keder.

Mahallenden çıkan ilk cenaze,
Bir tabuta verdiğin ilk omuz.

Eskiden en sevdiğin renk olan renge ayıp ediyormuşsun hissi.

Hayret ettiğin insanların umursamazlığı.

Beslediğin ilk hayvan.
Onun öldüğü gün.

Yaşlandığını farkettiğin olaylar.

Kardeşini ilk gördüğün an.
Binbir duygu ile bakacağın o suratla tanışmış olman.

Ölen ilkokul arkadaşın.
Onu son gördüğün gün.

Aynı tadı vermeyen çikolata.
Aynı nehirde iki kere yıkanamayacağın gerçeği.

Çektiğin son kopya.
artık daha zor bir hayata başladığını farkettiğin o diploma.

Sesini unuttuğun insanlar.
Sesini duymak istemediğin insanların yanında ne ki.

Sevmediğini farkettiğin akrabaların.

Hiç anlatamadığın o duygu.

Sıktığın ilk yumruk.
Kim bilir nereye patladı.

Yediğin ilk tokat.
yasal acılar bunlar.. olacak..

Sana öyle bakan ilk dilenci.
iyi rol yaptığını düşündün değil mi?

Başka bir ülkeye giden ilk arkadaşın.
Bir sürü anlamsız internet paylaşımı.

Sevdiğin şiir.
Büyük ihtimalle sevmekten vazgeçtiğin ilk şiir aynı zamanda.

Girdiğin kalp.
Yeni bir his, tanımsız gibi.

Kaybettiğin şehirler.
Şehir önemli değil de içinde kimlik vardı.

Uçağa ilk kez binmenin heyecanı.
küçük bir hayat farkındalığı.

Tanrılara kafa tuttuğun o öfke.
Seni öldürmeyen şey seni yordu.

Çok ciddi gibi aşk yaşayıp senden kopan salak arkadaşın.
Paşa paşa geri dönse de..

Yeni bir şehir görmenin heyecanı.
Heyecanların en orijinallerinden..

Güzel gülen çirkin insanlar.
Güzeller zaten espriden anlamıyor.

Eve dönmenin dayanılmaz hafifliği.
Derin bir "oh" ile birlikte servis edilir.

İçmeyi unuttuğun soğumuş çaylar.
Nerelere daldın, neler öğrendin, neler düşledin de çayı unuttun..

Sever gibi yaptığın başkasının salak çocuğu.
çok akıllı, iphonedan oyun açıyor.

Bazı kadınların çok acımasız olduklarınını farkettiğin o olay.
Bu çok ciddi bir yıkım.

Yalvardığın ilk kişi.
Bu da çok ciddi bir yıkım.

Çok özlediğini farkettiğin o gözyaşı.
Bu an kişinin kendisinin kendisinden ötede olduğunu anladığı bir an.

Çaresizliği öğrendiğin o tecrübe.
ah bu "Bizim Büyük Çaresizliğimiz"


3.04.2016

İstikbal

İSTİKBAL

Hayatlarında düzen tutturamamış adamların meyhanelerde karşısına düzenli bir orkestra koyulur.
denge sağlanır, uyum başlar, sessizce kimsesizliğe kadeh kalkar.

Normal insan sürekli "ben ne bok yiyeceğim" diye düşünendir.
Daha ortaokuldan mesleği belli olan insanların normal olduklarını düşünmüyorum çünkü bence onların bir duyguya verilebilecek anlık bir tepkileri olmadığı gibi anlık bir tepkiye de verilebilecek bir duyguları yok.
Sorunları çözmek için sadece ezber ettikleri formülleri yerlerine oturtuyorlar, bu onların ideal dünya düzeni görüşleri ve bu aynı zamanda onları tırnak içinde "başarılı biri" yapan şey.
Genelde Fen - Matematik gibi alanlardaki başarıları ile övünen bu insanlar milletvekili vs gibi toplumda söz sahibi bireylere dönüşünce de içerisinde büyüdükleri düzeni muhafaza etmek istiyorlar ve hiç bir zaman da "ben ne bok yiyeceğim" diye düşünmüyorlar.

İnsanlar 4'e ayrılır:
Tavşanlar,
Tazılar,
Tavşana "kaç" tazıya "tut" diyenler ve bir de bunu alkışlayanlar.

Hayatın çok iyi olması, uyurken geçen zamana "yazık oluyor" gözüyle bakılması diye bir şey de var;
Hayatın berbat olması ve uyurken geçen zamanı sonsuza yaymak istemek diye bir şey de var.

İktisatçılar, Ekonomistler, vesaireler...
İyi ve kötü hariç herşeyden anlıyorlar.
Onların kriptonu iyi ve kötü kavramları.

Gerçek ünlülerin bizler gibi instoş tivikır falan kullandıklarına inanmıyorum;
Kesin bir yerlerde gizli gizli paralı sitelere falan üyeler..
Ben ünlü olsam öyle yapardım çünkü..
İnsan icabında sosyal medyada "yarrak kürek" küfür etmek istiyor ama edemezsin ünlüsün..
Çünkü sen "yarrak" dersen işler büyür kürek kürek yarrak dolar ortalık..(dolar derken...)
Ha ben ünlü de olmak istemiyorum zaten, ünü batsın...
Ben o ünülerin kullandığı sitenin sahibi olmak istiyorum..
Böyle ünsüz ve böyle fakir biriyim işte.

İskoçlar da eteği azalttı galiba.

2016 yıldır insanlık olarak en büyük icadımız watsapp toplu konuşmaları olamaz değil mi?

Sadece ayılar kış uykusuna yatar zanneden insana hastayız.
Ulan saftirik koca gezegen kış uykusuna yatıyor be..

Nerede bir "kazılmış mezarın ölüsü" karakterli birini görsem hemen kazarım mezarını.
Gebersin pezevenk.

Akademisyenin biri "tüm izmlere karşıyım." dedi de şurama kadar geldi soramadım "peki ya turizm?" diye.

"Keşke bir punk rocker olsaydım" diye bir şarkı vardı, çokça da popüler olmuştu ama bir kimse de çıkıp demedi "eline fırsat geçmişken olaydın be" diye.
Gerçi "i wish i was a punk rocker"ı az çok çevirdik ama "eline fırsat geçmiken"in ingilizcesi zor..
bonus: "şu dağlarda kar olsaydım ol saydım.."

Burası gelecek planlarının yapılamadığı bir ülke burada Koşular en güzel 100 metre olarak  değil futbolcu C.Ronaldo gibi aşırı küçük adımlarla oluyor.

Fethiye'yi de inceden Antalya'ya bağlasalar ya.
zaten çokça zamandır dünya haritası (siyasi) değişmiyor haritalar için ufak bir çeşit olurdu..

Kadınlar ne ara ve nasıl süslenmeyi erkeklerden çekip almışlar anlamak güç.
inanmayan gidiversin 1800lere.

En default renk mavi galiba.
kafadan dünyanın rengi.

Kendine vakit ayramazsın.
bir başkasına da vakit ayıramazsın.
zira vakit senin benim ayrabileceğinimiz bir şey değildir.

Ders notlarımdan örnekler:,
uyma: topluma sorgusuz uyumsağlama.
kabul etme: fikirlerin topluma göre değişmesi.
itaat: yanlış olduğunu düşünse de uyum sağlama.

"Hayır" yerine "yok" demek o kadar saçma ki..

Başkasının "sembolik bir rakam" dediği paranın sen de kıymeti varsa net fakirsin.
zaten fakir olduğunu bu sayede anlıyorsan bitiksin.

Kışın bitmesi ile beraber sohbet başına düşen "termal" kelimesi azalıyor.
Yaz mevsimi garibanın bir nebze mutlu mevsimi.

insanları en muallakta bırakan renk sarıdır.
Sarının güneş gibi çok enerjik bir anlamı da olsa bir yandan da sararıp solmak var işin ucunda.
sen sinsisin sarı ama mavi öyle mi?
mavişim mavişelim var, bir de tüm ergenlerin bildiği mavili şiirler var.. Hemen hemen hepsi aynı şey.
Bu arada sarı ile maviyi de yanyana pek sevmem.

Antik çağlardan günümüze bir  meslek: Baş Katiplik

Benim buralarda ne işim var?
Benim amsterdamda sırtımda adidas çanta onun içinde kağıtlar, çizimler, fikirler işe doğru pedallıyor olmam lazım.

Ankarada ne zaman rock müzik geleneği küçüldü, Ankarada o zaman çöküş de başladı.
Eskiden Rockçılar İstanbul haricinde Adana, Eskişehir ve Ankaradan da çıkardı
Şimdi ki Rockçılar evden çıkmıyor.

V. van Gogh iyi güzel de nasıl  okunuyor acaba zira Hollandalıların isimleri pek de tahmin ettiğimiz gibi çıkmıyor.

2 ile 5 bir yerde aynı şey ama o yer buralara da çok uzak bir yer.


30.11.2015

Bilen Bilir

"İyi olmaya çalışıyorum" diyenleri hiç anlamadım.

birine yaramayınca hemen "yaramıyorsa içmeyin" diyen adam kadar boş adam yok.
kendileri "sünger" beyin olduğu için çektiği içki ile övünen bu arkadaşlar aynı zamanda realist ve gamsız karakterler oldukları için derdini söyleyemeyen ve içtikçe kafası bulananları sevmezler.

fakültemin kantinindeki hoparlörler elektrik süpürgesi gövdesi formunda.

konut sektöründe büyümekte olan ülke büyümüyor, obezleşiyordur.

'tek başlılık', tek başınalığa dönüşmezse gizli ve büyük bir tehlikeye dönüşür.
Bütün beraberlik karşıtları önce kendi kendilerine kalacak sonra bireyler olarak yalnız kalacaktır, kalmalıdır..

Kıbrıs'ta "Kapalı Maraş" varmış. yıllardır hayalet şehir olarak bekliyormuş. İnsan müdahalesi olmayan şehirde doğa inceden iktidarı ele almış..

Sarkastik kelimesinin karşlığı "Müstehzi" imiş.
"Sarcasm" kelimesine de "istihza" deniyormuş.
Yani: istihza eden kişilere Müstehzi
deniyormuş.

"Buradaki kullanılan boru ithal değil, tamamen "made in Turkey".." diyerek ithal cümle kuran da duydum.

berber saçı düzgün,
çırak saçı aşırı şekilli olur.
Kadın berberine kuaför denir, saçları genelde boyalı olur.

halıdaki "mayt"ların da modası geçti; bazen teknoloji neye yetiyorsa moda o olur.

lağvetmek: kaldırmak, imha etmek anlamlarına gelen Osmanlı hukuku temelli bir kelimemizmiş.

abandon: terketmek, bırakmak, hizmetten çıkarmak..
anlamlarına gelen ingilizce temelli kelimemizmiş.

abandone olmak: günümüzde n'apacağını bilememe anlamında kullansa da aslında boks müsabakasında havlu atma eyleminin adıymış.

hep yazdım yine yazarım: "burger" kelimesini yazıldığı gibi okuyandan zarar gelmez.

Dünyanın en boş söz öbeği "bilen bilir"dir.
Bilen biliyorduysa bilineni niye anlattın be birader.?
Ha dersin ki "aramızda bilenler vardır" o tamam..
Üstüne dayarsın "bilenler bilmeyenlere anlatsın"ı tutarsa mis gibi sistem işler, sen de elini sürmeden işini görürsün
ama "bilen bilir" dersen de o bilenler "biz bunu neden dinliyoruz olm?" şeklinde isyan ederler.
mazallah ayağını kaydırırlar.

Telefona, alkole, arabaya falan dev zamlar gelince "bas bas paraları Leylaya" şarkısı çalınmaz oldu...
Leyla kapatır gider böyle giderse..

ortalama insanlar hayatlarımızı mahvediyorlar, çünkü her şey onlar için ve onlar hiçbi'şeyi düşünmüyorlar, çünkü her şey onlar için ve onlar...

insan beyni yarım kalanda takılırmış.
Bu yüzden şarkılar aklımızda kalırmış.
en kötü son bile en iyi yarıma bedelmiş.

Şimdiki gençler üniversiteli olmaya görsün hemen bütün sosyal medyalara üniversitelerini yazıyorlar, "check-in"ler havalarda uçuşuyor..
evlenen kızlardan bahsetmiyorum bile.

zaman makinesi: çok erken kalkıp kağıt kürek işini saat 08.30da halletmiş olmaktır.

"Üniversiteye başladım kızılı"ndan bir sonraki aşama:  Üniversiteliyim ben bir tutam moru/mavisi


19.09.2015

Yeni Yazı Bekleriz



Cehalet iyi de çevresi kötü.

Üniversite Hukuk ve tıp alanlarına giriş için ekstra baraj puanı eklenmiş..
0.00001 puan ile çatladıkapı üniversitesi hukuk kazananlara selam olsun.

94'lüler bıyık bırakıyor böyle saçma şey mi olur?

Çift taraflı çakmak neden icad edilmedi hayret.
(sex fiili olmayan)

Çırılçıplak olsak her türlü daha sıcak olur bence, evvela güneş yakar,
bir yere otursan götün direkt temastan terler..
Bunlar ince taktikler bunlardan ötesi cinsel devrim.

Bueno biçim hikaye böyle.?

Adalet kelimesi kulağa bir araç ismi gibi geliyor zaten alet kelimesi ile de oldukça benzetiyorum kendisini.
Etimolojik köküne baktım arapça "dl" kökünden geliyormuş ve "denge" anlamına da geliyormuş.
"Hukuk" ise "hkk" kökünden geliyormuş , üşendim bakmadım da "hakiki" ile de ilişkisi vardır illa.

Ulan ben neden sen dedin diye kendime dikkat edeyim?
sen demeden de etmişim ki bu yaşıma kadar gelmişim değil mi?
bunun da ötesi "kendine iyi bak" var..
Bak bak diyor ki mazoşist  olma ben senin için karar verdim buna.
e "hani acıdan geçmeyen yollar biraz eksiktir." diyordun ne oldu?

"Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin" diyen adam da
"ylnz bz ayrldk frkndysn" diye cevap almış mıdır?

Plastik övülürken: poliüretan
Plastik gömülürken: laylon

Almanlar el ile üç yaparken baş parmak, işaret parmağı ve orta parmak kullanıyorlarmış.
yani adamlar baştan ilk üçü gösteriyorlarmış.

Acaba bütün "koyu" kavramlar bittiği için mi damak bitter'in adı "gece" oldu.?

"Düşmanın gibi s*kişeceksin" diyen adam da duydum.
"Hepsi aynı poğaça" diyen de...

Herkes şımarık olmak istiyor da firmalar herkese çeşitli paralarda şımarıklık sunuyormuş gibime geliyor.
parası yeten yetene..

Sosyal medyada yaygınlaşan "duyar kasmak" terimi en az anlamı kadar çirkin.

İnsanlık Suriye ile beraber savaştan kaçmayı da icat etti..
iyi mi olur kötü mü olur bilemedim..
Bu arada sığınmacı krizi ile birlikte yeni ülke Liberland arada kaynadı gitti.

Vatan Tata Tatan!
berbat bir reklam.

Çocuklarınızı erişkin gibi giydirmeye
devam edin ki ileride eski fotoğraflarınızdan beraber utanın.

Kasım 15 seçimlerine girmeyi hak kazanan 27 parti varmış ancak ysk'ya 18'i liste sunmuş.
o 9 partinin seçmeniyseniz geçmiş olsun.
3'de 1 nedir arkadaş..

Teknoloji gelişince müziğin "ruhun gıdasıdır." işlevi yalan oldu.

İnsanda tüy olmazmış, kıl olurmuş.
tüy kuşlarda olurmuş.

Onlarda first lady
Bizde "ay first neydi?"

Menüyü isteyince garsonun size az sayıdaki yemekleri sayması berbat bir şey olsa da iyi bir yemek yiyeceğinizi gösterebilir.

Kiev, Sofia ve Bükreş dünyanın en ucuz kentleriymiş.
en pahalısı ise Zurihmiş.

Nasreddin Hoca bir gün açılmaz denen şemsiyeli bir arkadaşını görmüş ve demiş ki "ya açılırsa"

Eylül ayların pazartesisidir.
diziler, davalar hep eylülde başlar..

Çalışanı ile yüz göz olmadığınız bara çalışanı ile yüz göz olmuş arkadaşınızla gidince tavlanacak yeni müşteri çekiciliğiniz kaybolur.
böyle zamanlarda hesabı arkadaşlara kitlemek idealdir.

Komşunun oğlu Çipras da batmayaydı iyiydi.

Yazın halıya yatmak. (Bu kadar)

İdeal arkadaş, ideali olan arkadaştır.

Sen zaten yakışıklı David Beckham'dın neden erkeklerin kaş alması moda olunca koşa koşa gittin o topun peşinden..
onu hiç anlamadım.

L koltukların kullanılamayan köşesi beni deli ediyor.

"Gülmek havyardır."
-Cem Yılmaz

Odun ateşi önemli,
Odun ateşi lezzetli..
Bu yüzden avm'nin değil mahallenin pidecisini destekle..

10.07.2015

Ben de Onu Bitiremedim



Başarının  ve senin farklı yerlerde olmanıza potansiyel denir.
Hepimiz bayat potansiyelleriz.

Yaşlandım ben.
Çok şükür zor bir hayat yaşamadım/yaşamıyorum fakat hep daha zoruna hazır beklemek insanı yıpratıyor.
Kakanı tutarken dünyevi meseleler anlamsız gelir ya.. öyle düşünün.

Note isimli bir telefon serisinin not uygulaması nasıl kötü oldu hayret.
İyi ki bunlara tamah eden biri değilim.

Ya okulu bitirecektim ya okul beni bitirecekti.
Ben de bıraktım okulu.
Okul beni bitiremedi ben de onu bitiremedim.

Bir kararı zor kılan şey emsalisiz bir durum üzerine alınmış olmasıdır.
Insan beyni tembeldir ve kıyas ile çalışır..Hukuk ve Eğitim sistemlerimiz buna göre şekillenmiştir.

Erkekler kadınlara yalan söyler.
Söylemeyen erkek, medcezir izleyen Meriçtir.
Kadın erkeği seviyorsa yalanını da sever.
Kadın yalanı yakalar; 
zaten yalanı yalan eden de budur.

 "Let it be" 
-Thé Beatles 
"Takmayacaksın tak açacaksın"
-Vitamin

Kinder sürpriz yumurta Amerikada satılmıyormuş.
Hemen "koyduk mu" diye sevineyin .. 1938den beri içerisinde oyuncak vb..maddeler barındıran gıda ürünleri komple yasakmış.
İstanbulda aldığım bir etmekte etiket vardı hem şaşırıp hem nefret etmiştim.. o geldi aklıma.

"Kimlikleri bi alalım dedi" polis abiler,
O an kayboldu tüm güzel deminler. 
Uyum sağlayamamış tüm dahiler
ve şimdilerde saklanır hep adiler.

Kişinin kendini yetersiz hissetmesi kişiyi üzen ancak kişiyi hep daha iyisi için mecbur kılan zor bir durum.

"Napalım dünya böyle" dediği anda insan şöyle böyle oluyor.
Kaç dünyanın kaç zamanını tanıdın da seni alt eden dünyayı kabullendin?
Dünyayı değil ne istediğinizi bilin ve bunun için direnmekten çekinmeyin.
Yine yenilin daha iyi yenilin.
Bu dünya ölümlü dünya, sakın pişman ve mutsuz olmayın.

Mükemmel bir şey: https://tr.m.wikipedia.org/wiki/I._Ulusal_Mimarlık_Akımı

Hep yürüdüğü yollarda çekilmiş bir klip görünce bir başka oluyor insan.
Basit canlılarız hemen ait olur ve sahipleniriz.

Kaz gelecek yerden esirgemeyen tavuk olan adam var.. 
öyle zor durumda..

Bir mükemmel daha: http://bigumigu.com/haber/huzurevinin-icinde-acilan-anaokulu

Bir ülke düşünün: milyonlarca salak için yaratılan kural, anlayış ve sistemleri olsun.

Bir ülke düşünün: biraz kafası çalışan kaçıp gitmek isteyecek seviyeye gelsin.

Bir ülke düşünün: Kalabalık yüzünden Üniversiteye girmek için sınav olsun.
 Sınava giren uzun saçlı erkek öğrenciye de toka yasak olsun ve aynı sınava türbanla girilebilsin. 

Bir ülke düşünün: her alanda kafası en rahat olanlar parasından başka hiç bir niteliği olmayanlar olsun.

Bu ülkeyi düşünün: Emeği geçenlerin Allah belasını versin.

14.06.2015

Mevsimlik

Ramazan ayında yiyip içen insanlara "etrafta oruçlu insanlar var." bahanesiyle çeşitli baskılar kuranlar.
Anneler günü vb. günlerde "olan var olmayan var." tavırlarını bir kenara bırakıp sulu paylaşımlar yapabiliyor.

Acaba şarkıcı Sting de arkadaşlarından "abi uzun saç yakışmıyordu sana." Cümlesini işitmiş midir?

Güzelliğe ulaşmanın en basit formülü doğru uyumdur. (ahenk)
Örneğin İstanbul'un vapurları eski evleri ile benzer özellikler taşıdığı için İstanbula yakışır.
Yeni siparişi verilen vapurlar ise balkonsuz ve teknolojik olmaları ile en fazla arap sermayesi bi avmye benziyor.

Erkek evladına "paşam " diyen anneler üzülmeyi hakediyorlar..

Deve renginde, xs beden, çok cepli metal müzik kitlesi şortları kayboldu.

Kanuni yasaları icat eden değildir.
Onlara sahip çıkandır.

Spor Ayakkabının maksimum fiyatı 150 olmalı.
400ler 500ler görüyorum.

"Fatih'in istanbulu feth ettiği yaşta olabilirim ama padişah değilim." Diyen çocuk çıkmış mıdır?

"Abim boksör dışş dışş!
Ablam manken hıı hıı"
Kız çocuğu tekerlemesi vardı böyle.

Motorlu polis ekibinin arkada olanı "arada değişelim" diyor mudur?

Haftaiçi öğlen saatlerinde şehiriçi toplu taşımada sadece yaşlı kadınlar oluyor.

Meme ile Göğüs arasındaki anlam ilişkisi Ankara ile iç anadolu bölgesi arasındaki anlam ilişkisinin aynısı.

Yozlaşan bir toplum önce seçkisini kaybeder ve pizzayı ketçap mayonez ile yer.

Çocuğu ile çocuk olacak insanlar, ergen gibi tepki verecek insanlar ebeveyn olmasın.
Ailesinin bu tavırları yüzünden yaşanan tarifsiz olgunlaşmanın insana zararı çok.
Olgunlaşamazsa duble başarı..

Eskiden Gani Müjde "gülmesini bilmeyen dükkan açmasın" derdi.
Artık öyle bir derdi de yok galiba.

Düşer adım uzaklaştığımız mutluluklar bizi kaskatı gerçeğe sürüklüyor.
Halbuki "bir şeyin gerçek olmasına gerek yok inandırıcı olması yeterli."

Avrupanın yarısı diğer ülkelerin şehirlerinin başarılı spor kulüpleri sayesinde tanıyor.
O yüzden Antalyanın önemli marka değerlerini taşıyacak amiral gemisi markası Antalyaspordur.

Arabaların ülkelere göre özgün karakterlere sahip olma alışkanlığı hiç bitmesin.
Çirkin fransız estetiği, Japonların amerikan pragmatizmi, İtalyanların kullanışsız şekilciliği...

Şu sakal modasında jilet firmalarının işi de çok zor.

Antalyada şehir içi ulaşım sisteminin u harfi bile yok.
Elalemde bir metro ağı var piiiiuuv.

Havaya girmiş Özcan Deniz kadar tehlikeli çok çok az şey var.
Önceden de saçını sarartıp ince bıyık koymuştu..

Sigara içiyorsan iç zehir zıkkım olsun da yere atma alışkanlığını yok et bari.

Biri de "sen seversin" diyerek mimari ile ilgili şöyle güzel anlaşılır bir kitap hediye etmedi bana..

Bayern Munich 'in top oynadığı arenada çok sık konser de düzenleniyormuş, hatta stadın içinde rock müzesi varmış.
Almanlar bizim taraftar ürünleri satan mağazalar için store değil fan shop gibi daha makul bir tabir kullanıyorlarmış.

Herkes yorulunca daha fazla umut eden, daha iyi düşleyen taraf kazanır.

Sadece kendine yetişmek yaşamımızı sıkıcı, ciddi ve ilhamdan uzak kılıyor.
Hiç acelesi olmayanların yaşadığı yalnızlıktan bahsediyorum.

Ersan G. Anlattı bir arkadaşı dürüm söylemiş dürüm gelmiş içine pul biber ekmek için dürümü açınca içinde et olmayan bir dürüm ile karşılaşmış adam..
Hemen harladık hikaye üzerine vegan dürüm geyiğini..
Ben sonradan dürüme katkı yapmayı sevmem, siparişimi tam veririm ve ne gelirse onu yerim tutmazsa daha da yemem..
Bonus şaka: Vegan Beğendi

Herşeyimizi bırakıp gitsek hiç koymayacak kadar az şeye sahip olabildiğimiz hayatı yaşamak ne garip.
Sanki çok mutluymuşuz gibi bir de utanmadan yaz geldi.


kırkından sonra da o reklam senin bu reklam benim koşan ünlüyü de hiç anlamadım.
Bu neyin hırsıymış.

Acı söyleyen dosta sahip olmayan da hemen belli oluyor.

Triliçe neymiş, hemen de popi olmuş galiba donmuş künefe gibi teminederek pişirip satabiliyorlar.
Ne bileyim ben pastahaneden 5 lira + bozuklar kadarlık dondurma alıyorum.
En az 6 da külah (bedava)
Millet neyin peşindeymiş.

Ve sonra bahar geçecek, yaz gelecek.
yerlerdeki dut izleri silinecek.

babam yatmadan önce bi bölüm Game Of Thrones çakıyor.
Ben "thrones" nasıl yazılıyodu lan diye düşünüyorum.
Bir de bir bardak süt koydum üstelik galiba bardakta Kıvanç Tatlıtuğ var,
sanırım Kıvanç bardakta Yedigün olsun istiyor,
(En azından sensun gazoz) makinede yıkamaktan iyice solmuş yüzünden okuyorum bu ifadeyi..
kakasını tutan adam telaşı var pozlarında,
adeta süt doldurarak  hayallerini sıçmasına itiyorum onu.
Kıvanç Üzgün,  benim kafam karışık babam ise "EZ YU KOMAND" gibi laflar edilen diziyi izliyor.
Bana da arada izle diyor da ben ona "Baba, Ben şanlı dizi spartacus izledim, yaz mevsiminde intikama tanıklık ettim..
şimdi bana gene antik olan ancak kışı anlatan diziyi izlememi söyleme, ben ağustos böceği olayım hep de yaz olsun  istiyorum, uğraşmam koca kışı "snow" soyadı ile anlatan yetmezse de "winter is coming" diyen yüzeysel yapımlarla." Diyemedim.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...