7.10.2010

5 liraya yuvarlamak


fıçı birasının 5 lira olduğunu tüm dünyaya duyurmaya yemin etmiş taksim barlarından birindeydim.
onun çok sevdiği bir mekanmış burası. her zaman ''aslında uygulamak lazım'' diye düşündüğüm buluşmanın raconunu erkek keser kuralını sanıyorum hem ''ulan şimdi ilk seferden çok sahiplenmeli artizliğe girmeyelim'' düşüncemden,
hem de kibarlığımdan dolayı uygulamamış idim.
yuvarlak ve küçük sayılır bir masaya karşılıklı oturmuştuk,etrafta müzik sesinden çok ''rağararauğara'' şeklinde insan sesi vardı. söylediklerimizi anlamak için karşılıklı birbirimize eğiliyorduk ki onun eğilmesi ile ortaya çıkan göğüs dekoltesi benim içgüdüsel eğilimlerimi de tetikliyordu.
sanırım dikkatimi dağıtmak için ikinci birayı söyledim.
birayı söylerken kolumdaki uzunlamasına yarayı gördü ve dövme anlamına meraklı bir kız gibi hemen ''hikayesini''sordu.
''ne hikayesi var lan, evime abajur ve somya taşırken oldu.
tentürdiyot bastık geçti,vallahi tentürdiyot zararlı diyorlar ama tentürdirdiyot kullanan öldü de kullanmayan ölmedi mi canım
'' temalı bir ''önemli değil ya abajur taşırken oldu'' dedim.
kurduğum cümlenin alt yapısında ''umarım bu kız yara izini seksi bulan bir kızdır'' teması vardı zira birkaç bira sonra kendisini evimde görmek niyetindeydim.
filmler ve tim börtın üzerine klişe bir sohbet ederken ayağımızın altına tekir bir kedi dolandı.
kediye gösterilen sempatiden ve kendisine kedi olarak değil nizamettin olarak seslenilmesinden kedinin mekan kedisi olduğunu anladım.
karşımdaki kız da kediyi tanımış ve kendisiyle sempatikçe selamlaşmıştı.
yüz buldu şerefsiz kedi,
gitmedi ayağımın altına dolandı paçama sırnaştı.
ulen zaten iki büklüm, alaturka tuvalet pozisyonunda ve kolumdan yaralı bir şekilde ilk buluşma savaşı veriyorum.bir de kedi geliyor
yerim kedisini de nizamettinini de diyerek. kediye ''siktir la'' ayarında (çaktırmadan) küçük bir tekme savurdum ve gurur yaptı gitti.
giderken de kuyruğunu havaya dikip götünü gösterdi bana adi hayvan.
hayır kedi götünden tiksinen bir insan değilim de karşımdaki kızın tam yüzünün hizasında kedinin götü var,
üstelik kedi de normal kedi değil ha,
küsüz biz onla.. bildiğin mazimiz var.. olacak iş değil yani.
neyse ''olur böyle günler'' diyerek biramdan uzun uzun yudumlar aldım ve yudumlar alırken aklıma tam ilk buluşmada kız arkadaşa anlatmalık şeyler geldi.
aldım sözü: "Bi keresinde keresteden bozma bi arkadaş fena borç batağına girmişti biliyor musun, adamın peşine tam yirmi alacaklı takılmıştı ha. Tabi ben de o zaman arkadaşlar arasında bir abi, sığınılacak bir liman niteliği taşırdım. Aldım bunu arkama yirmi adamın hepsine teker teker verdim ayarı, ama nasıl korktular inanır mısın burnuma umumi kokular geliyordu artık ne yalan söyliyim..."
Derken kızın suratını masadan, elini de ahşap masanın üzerindeki kıymıktan ayırmadığını farkettim. Amacım ona güvenilir bir insan olduğumu, ilk buluşmada dolaylı yoldan hissettirmekti ki, bu uydurma hikayemle fena halde kendini şişiren bi insan olduğumu düşündüğünü farkettim. Kıymığı oradan alıp şişkinliğimi patlatmasına ramak kalmıştı ki, "Hah hah hah", diye bir yalandan kahkaha patlattım. Aynı anda da kötü bir oyunculuğa başladığımın da farkındaydım. "Aman canım ben de kendimi böbürlüyorum değil mi? Böyle şeyler anlatır ya erkekler, kazma kazma, ben de espri yapiyim demiştim... Hah..hah... Kendimi şişiriyorum işte hah hah..." ... Ulan çok abartmıştım yarım salisede uydurduğum bu manasız mizanseni, ya şimdi de kız da böbürlendiğimi düşünmüyoken ona öyle düşündürdüysem diye düşünmeye başladım ama, kendisiyle dalga geçebilen insanların özgüvenli olduğunu, özgüvenin de çok çekici olduğunu okumuştum bir dergide. Ayrıca kadınların kendilerinden bahsetmeyi ne kadar sevdiğini de okumuştum. Zaten artık Tim Börtın'dan bahsedecek mide de kalmamıştı bende... "Eee, sen anlatsana bişeyler" dedim. Demez olaydım. Ne anlatayım demeye getirilmiş bir mimik sundu önüme. O mimik muhabbeti fena kitlemişti şimdi.

Sonra da en kötüsü oldu işte, beni, onun dekoltesine bakarken yakaladı bu sessizlik esnasında. Göz göze geldik, gülümsedi. Heyecandan n'apıcağımı şaşırdım bir an, oluyordu galiba. "Söylesene, asıl istediğin ne senin?" dedi birden. İşte fırsat buydu, ya cesaretimi kullanıp onu eve götürmek istediğimi söyleyerek etkileyecektim onu, ya da beyefendi gibi, arkadaşlığını sevdiğimi söyleyerek etkileyecektim. Yapamadım ikisine, ben de, siklemez tavrıyla ayağımda dolanan, tiskindiğim nizamettini aldım yerden, kucağıma koydum. Kız, "Evet, söylesene" diye üsteledi... Kedi kucağıma sıçtı birden. "Sikeyim seni" diye haykırdım.

Kediye haykırmıştım,
kız üstüne alındı...

Biliyor musunuz arkadaşlar, bazı kızlar böyle lafları duymayı sevmiyorlarmış... Peki o kız mı, o kız şu an yatağımda uyuyor. Aşk meleğimiz Nizamettin ise, ki dikkat edin kendisinin adını büyük harfle başlattım, başka çiftlere sırnaşarak aşk yaymaya devam ediyor. Aşka inanan her insan belki bir gün Nizamettin'e rastlayabilir diye düşünüyorum ben... Tek derdim ise, kızın adını hatırlayamıyorum... Ama fıçı birayı 5 liraya yuvarlamak çok akıllıca, çok yerinde...

Not:''aldım sözü'' kısmına kadarını ben yazdım ondan sonrasını da misafir sanatçımız Anıl Ç. yani captain blues yazdı.
biz çok güldük, çok eğlendik.

fotoğraf nizamettin'in temsili bir fotoğrafı.
google'a ''nizamettin kedi'' yazıp aratınca çıkıyor.

2 yorum:

bossa nova dedi ki...

ben okurkene çok eğlendim. yemekteyiz izlemekteydim. Diş kontrolümden gelmiştim ve bir kadın brownie yaptığını iddia ederken sinirlenmekteydim. Ama sakinim şimdi ve saat 18.00 a dek 3.5 tl ye sulu bira satan bir yerde The Oz un daha akıcı bir dile sahip olduğunu söyleyebilecek bir çok bidi bödü hödü ghfds bulabilirim.

The Oz dedi ki...

iyi güzel hoşmuş da sen blogunu buraya yazmışsın zaten sevgili nova.
neyse efendim rutin olduğunu tahmin ettiğim kronolojinizi beğendim.
ayrıca bidi bödö için sağol.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...