19.10.2011

Mavi ve Mor


merhaba

aslında bir şeyler yazmak için bir çıkış noktam yoktu ancak 19 ekim 2011'de T.C. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin bir edebiyat topluluğu olmadığını farkettim.
böyle ironileri bulunca şaka yapmaya da hacet kalmıyor değil mi?

içerisinde şeftali suyu olmayan karışık meyve suları daha bir özeldir.

üzerine düşündüm ve karar verdim en sevmediğim ders kimya.
bir de matematik hocalarını severim ama dersini sevmem o da ilginç

gurur duymasanız da hatta unutmak isteseniz de lisedeki tipinizin olduğu fotoğraf film falan güzel şeyler.

herşeye rağmen maaş güzel bir şey,''olsa da yesek'' öyle güzel.

''Hayat Sorgulamak İçin Değil,Keşfetmek İçindir.'' dedi arkadaşım Görkem A.
gerçi bence hayat bir şey için değil

İstanbul için kış vakti.
ben bu havalara ''insan üzen soğuklar'' diyorum gerçi burada ne olursa olsun deniz var ben denk gelmedim ama karasal iklimde soğuk daha fenadır herhalde.
benim bu karasal soğuk ile tek temasın şehirler arası otobüs yolculuklarında verilen sabah o4:00 molalarıdır ve bir şekilde sucuk ekmek kokarlar..

evcil hayvan ve özel mülkiyet konusu da bir acayip..

bir takım zeki insanlar ve zeki gibi görünen insanlar,
bir takım zevkli ve zevkli gibi görünen insanlarla birlikte birbirilerini farklılaştırma çabasında kendilerini kaybettiler.
aksine kendileri olsa iyi olacaktı.

bir de yazdan kalma profil fotoğrafı ile takılanlar var ya o bi acayip geliyor.

yorgun tamam da onun peşinden argın olmuyor yahu.
zira artık yorulmanın ardından arınmışlık hissi bize hasıl olmuyor.

3'e 5'e bakmam, 4'ü seçerim.

arkadaşımdan ders notu istedim ''haftaya hoca defterimi onayalayacak o zaman al'' dedi.
haftaya bildiğiniz lisanslı ders notu alıyorum..

''kati suretle'' diye bir şey var yerine ''katiyen'' de denilebilir ama ''katta'' olmuyor yahu !
zaten katta: kat'ı sanatkarına verilen isimmiş.

kafede ice tea falan içmeyi de zerre anlayamıyorum.
ben bir kafede bir şey içeceksem o içeceğin bakkalda olmaması beni mutlu ediyor.
ayrıca özellikle ice tea dediğimiz şeyin bana dayanması 30 saniye falan sürüyor.

özel bir üniversitede ''ingilizce işletme'' okuyan arkadaşım defterinde de kümeler gördüm;artık bazı şeyler konusunda kafam çok rahat.

''yazdan kalma bir günden yada çölde çay filminden''
o nasıl bir arada kalma Teoman bey?

az ilerde ünlü olsam, şimdiki vesikalığım internete düşecek.
bundan hiç kaçış yok galiba.

internet falan icad oldu güzel gelişme derken olay ne ara ''kankuş''a geldi onu hiç anlamadım halen sarhoş gibiyim.

bazı kızlarda kalın kaş denemesi olabiliyor,
bizim bu sürece aklımız ermiyor.
kaş modeli değiştirme nedir nasıl bir şeydir? hangi otorite buna karar verir?
bilinmez.

yeni dünyanın uzay gemileri bence animasyon filmleri.
bir nevi medeniyet göstergesi.

Deniz Mavisi,Gök Mavisinden iyidir.
Deniz, Gök Mavisini Karakterize edip de bize yansıtmıştır.

takip edilesi bir ruhu varmış gibi davranan kız,
hangi yönetmenlerin hangi filmlerini izleyip gaza geldin bilmiyorum ama o yönetmen kazandığı paranın bir kısmı ile yoğurt,patates diş macunu falan aldı bunu da bil.

isimi bile vermek istemediğim bir arkadaşımın sevgililerinden ayrıldığını ''ben mal mıknatısıyım'' türevi kendine kızar gibi ama çuvaldızı elaleme saplar gibi olan cümlelerinden anlıyorum.
ses de etmiyorum ama okuyor tabii buraları
tam bir ''o kendini biliyor'' klişesi..

artık, bazen şapka takıyorum,
şapka değil gerçi dedemin kasketini takıyorum.
(bunlar takılıyor mu giyiliyor mu? )

facebook'da arkadaş sayısı 500'ü falan geçince yazdıklarını tüm dünya okuyor zannedenler de bir 10 yıl önce içince memleket kurtaranlar gibi.

tepedeki fotoğrafı ben çektim fotoğrafda T.C. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin girişi gözüküyor,
yenileme çalışması sebebi ile kırdıkları mermerler üzerine basılmaktan aşınmış harika mermelerdi.
yazık oldu.

antik heykellerden bir heykelin hangi tanrı yahut tanrıçaya ait olduğunu gösteren ayrıntıya ''atribü'' denir.
şöyle anlatayım ben antik çağda yaşasaydım ve heykeltraş beni çok benzetemeseydi ben olduğum belli olsun diye bazı objeler kullanacaktı ve ben zaten tanrı olacağım için de bu detaylar atribü olacaktı.

eski kitapların bol sıfırlı etiketleri,
iyi huylu bir zaman makinası gibi
mutlu eder bizleri.

kuzenim Anıl Ç. ile ''BEYBİ'' adlı el koruyucusu gördük koçtaş'da hemen fotoğraf ile belgeledik.

peki ya ''Antalya'nın mor üzümü'' ?
memleket bir başka tabii.
kışını çok özlüyorum.
bir de bu şarkıyı youtube'da ararken Ankaralı Ayşeden duydum,
''Antalyalı Ayşe olaydı iyiymiş'' dedim.

bir şarkı daha: mor ve ötesi - gece (akustik)


4 yorum:

ballı süt dedi ki...

Merhaba. Bi de meeraba diyen vardır diy mi, aklıma geldi.
Matematik hocalarımı gözden geçirdim de bi şu anki hocamı sevmiyorum hea. Diğer tüm matematikçileri seviyomuşum meğer. Hakkaten ilginç.
Lisedeki fotoğrafları ne kadar sevmesem de yok etmeye elim varmaz. Evrim geçirme gerçeği de işin içine girince bir de.
Kafeye gidince de sanki kahvaltıdan itibaren evde çay içen ben değilmişim gibi hemen çay diyorum.
Kızlardaki kalın kaş denemesinin de erkeklerin kirli sakal mı bıraksam sinek kaydı mı olsam düşüncesinden pek farkı yoktur.
Pazardan üzüm alırken Antalya olmasına dikkat ettiğim gerçeğini de buradan belirtmek isterim.

Kelime doğrulama: masplup :)

The Oz dedi ki...

'meraba' yorumların için teşekkür ederim.
evet o kafelerdeki çay refleksi çok güzel oluyor çay bahçesinde zaten bi başka, semavere kadar yolu var.
B)
sen antalya üzümü yazınca ben niye dikkat etmiyorum diye düşündüm ama antalya dışında bir yerde zaten üzüm alan bir insan olmadığımı farkettim.
kibir hep bunlar B)

ballı süt dedi ki...

Teşekkür mü? Buranın müdavimi olduk artık efenim, lafı mı olur. :)

Bi de diycem diycem. Şu sağ taraftaki müşteri listesinde "K" benim galiba. Evet evet. Hayır bir Mountain View bile bir Saint Petersburg bile uzun uzadıya yazılırken benim şehrim niye K yani? Çok içlendim.

Not: Oha! http://tr.wikipedia.org/wiki/Mountain_View,_Kaliforniya

The Oz dedi ki...

müdavimlerimize üzeri çizili, küsüratı atılmış hesap gönderilir ikramımız boldur. B)
ve evet galiba 'k' sensin zamanla belki şehrin tamamlanır ayrıca Kaliforniya'dan girenler garip google aramaları ile geliyorlar blogsotun öyle bir istatistiği var kim nereden geliyor diye,
diğer bloglar belli başlı müşteri kaynakları.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...