7.06.2012

Standart Hayatların Değil Ama Hayat Standartlarının Hastasıyım.


Merhaba,

kız öğrenci evlerindeki diğer kız öğrenci evlerine göre olan fark, erkeklerde yok .
erkek öğrenci evleri daha önceden kestirilebilir yerler .
eğer erkekseniz herhangi birine gidip kestirebilirsiniz kimse karışmaz hatta alt eşofman verirler bu öğrenci evi geleneğidir.
öğrenci evi demişken aklıma yurt günlerim de geldi kalabalık bir yurttaydım ben,
yurdun kapısının önünde de başka bir hayat vardı:
sürekli orada takılan bir kitle ve yemek siparişi getirmiş lokanta motorsikletlileri falan olurdu.
böyle yerlerde kültürel olarak beslenebileceğiniz çok fazla kaynak yok.
örneğin: bilmem biliyor rmusunuz  ama söylemeliyim ki devlet yurtlarında kütüphane adlı yer sadece ders çalışmak için masaların olduğu salonlardan ibaret.

nerde bir pembe barbie sırt çantalı adam görsem,
mutlu bir kız çocuk oluyor yakınında
ve hep kazaklı oluyor bu adamlar.

Pepsi Türkiye geri çekildi.
umarım yepyeni bir reklam stratejisi ile geri döner.

kimi için ders düşmüştür kimi için gece, bazı öğrenciler sabahlayarak sadece sınava değil, derse de girerler .
hocalar hiç bilmez,
koskoca hoca olmuş ama bilmiyor işte..
zaten ailesinin yanında üniversite okumuş da hoca olmuş insanın sadece akedemisyenliğine saygım var.

-Tarih önce kendini düşünür: önemli bir şey varsa yazar,
detaya girmez giremez.
 o yüzden biraz düz adamdır hatta çıkarcıdır.,
-Matematik neyse odur: sade soda varsa içer yoksa içmez.
gizemli desen değil, kötü-sisnsi desen hiç değil.

sarhoş duruma, ''kafam güzel, kafam iyi, kafam bir milyon'' denmesi.. sarhoşluğun tatlı tatlı övülmesi.. bunlar güzel şeyler bir yerde.

''parasız eğitim istiyoruz'' pankartı açan gençlerimiz hapis cezası almışlar,
oh olsun tabii parasız eğitim de neymiş öyle?
siz devleti ne sandınız lan ?
babanızın devleti mi lan bu?
parasız eğitim verecekmiş...yok ya,
bak parasını veren ne güzel yerleşiyor üniversitesine, istediği bölümde okuyor..
siz anca tembellik edin yan gelip yatın sonra parasız eğitim isteyin.
 bir de size allah bilir parasız sağlık da istersiniz siz ?
lan oğlum, can bu lan can !
değerli ve bedelli olacak tabii.
suyla dönmüyor bu.. devlet ki o suyu da satıyor .
düşün artık zor durumda devlet,
 bir de sizle uğraşamaz..
 da haydi basın gidin.. bir daha görmeyim parasız eğitim falan da neymiş ?
sosyal devlet mi sandınız siz burayı?
..tövbe.. hâşâ ..

benim için blackberry ve apple sadece ingilizce meyve isimleydi gerçi hâlen de öyle.

Flört yeni albüm doldurmuş, cd'nin yanında plak da çıkarmış..
 umarız bir şeylere öncü olur,
 dijitaller gene indirilir de plağın tatının bir başka olduğu anlaşılır.

borusan'da sergi gezmiş ve pek de beğenmemiş bir şekilde çıkarken mercan dede'yi gördüm aynı koriordaydık refleks olarak hem yol hem de selam verdim ustaya,
karşılık verdi.
ustaya saygı hamurumda var demekki.
hamurum var benim, baya poğaça falanım aslında ben..

hiç de sevmem poğaça da neyse o da bambaşka bir konu.

bizden nasıl böyle kulaklıklı bir toplum yarattınız?
sıkcak kanlı insanlardık lan biz.

geçen gördüm: ingiliz konsolosluğu binasının arkasındaki küçük yeşil alanda sokak çocukları yakaladıkları güvercinleri salıyorlardı, demek insanın doğasında var önce yakalyıp, ızdıraba kul edip..sonra azad edip de tatmin olmak.
yakışmaz canlı kişiye böylesi.

üniversite sınavına hazırlanırken bir çok edebi eserimizin adını yazarını ve inceden konusunu ezberlemiştim ve ezberlediğim için okuyasım gelmemişti mehmet rauf'un eylül romanı hariç.
ilginçtir bir kere perde takarken farkettim, babanem'in televizyon koyduğu mobilyada kitap rafında varmış o roman,
ne zamandır alıp okuyacağım,
o romandaki hayali belki gerçek yapacağım.

birdenbire olan şeyleri eğer çok özlememişsem sevmem,
standart hayatların değil ama hayat standartlarının hastasıyım.
gerçi şairin dediği gibi ''herşey birden bire oldu.''

birara internetini messenger'ın ''sorun gider'' seçeneği ile düzelten insana denk gelmiştim.

aşktan bahsetmeyen şarkılar daha bir kalır insanın aklında.
hayatta aşktan ötesi de vardır.
ve galiba aşktan ötesi hayatın geri kalanıdır,
geri kalması kolayıdır..çabalarsanız geri kalmaz.

insan, ne kadar sarhoş olursa olsun kustuğu yeri unutmaz.

eskiden oralar hep dutluk muydu?  bilmem de
dutluklar burada hep eskidendi.

önüne geçemediğinin ensesine yapış ve ardına çek.

kadıköyden metrobüse giden yolda dönerciler falan var,
 havaalanına giderken gördüğümüz yol üstü lokantacıları gibi.

Folium salviae officinalis bildiğimiz adaçayı demekmiş.
bu ara kendisini araştırdım bana pek bir faydası çıkmadı, kadınlara iyi geliyormuş.

Haftasonu, tadilat sesine uyanmak aşırı çirkin bir his..

internet sitesinde kullanıcı adını falan yazdığımız bölümde ''beni hatırla'' diye bölüm var ya size de hüzün vermiyor mu o bölüm ?

denyo ve lavuk modası vardı bir ara.

gece son toplu taşım aracı ile seyahat edenler daha bir sakin daha bir sempatik oluyorlar...
ta ki o akşamüzeri saaatlerinden kalmış hafif seksi kadın araca binene kadar.
o dakikadan sonra derin bir gerginlik hasıl oluyor araca..

şekilli blogger fotoğrafı diye bir şey var;
geçi artık tumblrcı fotoğrafı var.
grafiker biri olarak az çok çözdüm ben de davayı,
tepedeki fotoğraf da o efektlerin uygulandığı bir fotoğraf.

Madonna'nın Türkiye konserinde Türk dansçısı Türk bayrağı açmış ve bu da Hürriyet internet sitesinde haber olmuş.
oğlum köpek insanı değil insan köpeği ısırında haber yapacaksınız,
 adam Türkiyede bir Türk,
Uygur Özerk Bölgesi bayrağı açsın öyle haber yapın
 yahut konser İsrailde olsun,
 aynı bayrağı orada açsın haber yapın.
konuyla ilgisi yok da Madonnayı da hiç sevmem,
gençken de çirkince yeteneksiz  bir kadınmış,
şimdi de öyle.
ayrıca mayolu ve 1958 doğumlu birisinin dansını heyecan içerisinde izlemek isteseydim daha fiziksel dayanıklılık gerektiren bir iş seçerdim.
gerçi böyle de belim ağrıyor, öyle de ağrırıdı.

yolculuklarda değil belki ama bavulda bir hüzün var.
bavulsuz seyahat edip; gittiği yerden bir şey alıp giyen insanı anlayamadım gitti.
insanın hiç mi vazgeçilmez kıyafeti olmaz ?

eski çağ uygarlıkları güneşe tapmayıp ne yapacaklardı ?

usain bolt o kadar hızlı koşmuşki duramamış çiçekçi kızı da almış götürmüş
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/78293/hizini-alamayip-cicek-veren-kiza-carpmak-usain-bolt

A4'den de ötesini öğrenmeye başladıysan işler değişiyor demektir.
A5 ve A3 popülerdir.

vücudunun bir bölümüne rasathane ekletmiş insan buldum twitterda:
link


gencecik kızın çok güldüğünü anlatmak için ''yarıldım ya'' diye bağırması sonucu uzaktan atılan hin bakışlar.

atasının da nostaljik ismini taşıyan insana hep bir sevgim var,
zaten yeni isimleri sevemedim.

dünya olarak yazın kafamız dağılsın diye spor müsabakaları izliyoruz.
 gerçi aynı şeyi kışın da yapıyoruz da kış olanı kafa karıştırıyor.
 yaz olanı daha şenlikli.
 ha bir de karpuz bozulmadan yensin.

millet gitmek istediği yahut gittiği tüm o havalı gibi şehirleri sayarken benim Edirne - Tekirdağ demem garip karşılanıyor galiba.
bu arada: Trakya kelimesi Eski Yunanca trachea kelimesinden türemiştir ve "gırtlak, soluk borusu" anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle Trakya, "Boğazlar Ülkesi"dir.
Spartacus'e de selam olsun.

geçenlerde ''artık kimse kimseyle savaşacak kadar aptal değil'' diye bir laf ettim bunun üzerine savaş çıkarsa çok bozulurum, gerçi savaş çıkarsa ben zaten bozulurum,
sevişilecek bir tarafı yok savaşın,
vatanını milletini müdafa uğrunda çarpışan tüm canlar esaslı insanlardır o başka.
ama amaç sadece savaşı kazanmaksa o daha başka.

son zamanlarda Nada isimli yeni keşif ettiğim  topluluğu dinliyorum,
bir yandan da Portecho'ya bakıyorum o halde şarkı tavsiyeleri onlardan gelsin.
nada - gece düştü
portecho - 9pm

2 yorum:

Joy dedi ki...

Çaya geldim;)

We're the akasya durağı. Odama asacağım bunu:D

Pembe sırt çantalı adam ve mutlu kız çocuğu^^ ehehe yirim. kazak konusunda bir düşündüm tabi.

Poğaça nasıl sevilmez yeaa? Gerçi çikolata sevmeyen insanlar varken bu mühim değil.

Kadıköy bildiğin dönerciden oluşuyo bence. Yemek yemek istiyorum diyince tıkanıyosun.

Geçenlerde gece toplu taşıma aracında tek bayan olarak seyehat ederken bizde de yarısı uyuyodu, yarısı da sarhoştu. Ben de normalde en az bir saat süren Beykoz yolunu yarım saatte gelmenin heyecanı içinde etrafa bakıyodum anca=)

Vazgeçilmez kıyafetim ne acaba diye şu an düşüncelere daldım. Yok galiba:/

Usain Bolt son duasını etti nedir yaa hihihi

çok uzattım di mi? yarısını da yazıp yazıp sildim yani. neyse gene çok güldüm:D sevgiler saygılar

The Oz dedi ki...

hoşgeldin
tomurcuk mu? siyah kahvaltı çayı mı?
harman da yaparız.

kazaksız olmaz.
bir de onun şimdi spiderman çantalı oğul ve anne versiyonu var.

açma varken poğaça ile işim olmaz kalın hamurlu pizza gibi.
çikolata canımız o başka.

ehehe evet kadıköy'ün güzel yemekli kafeleri var galiba iyi bir lokantasına denk gelmedim bilemiyorum.

evet gece ulaşımın hız avantajı insan hep yola bakıyor bir de..

Bolt bence o kızı alsın artık.

çok uzatmadın bir daha silme öyle yahu..gene gel gene gül.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...