2.03.2013

Ben Bir Okula Gideyim



Geçen gün "ben bir okula gideyim" dedim de akşamında uyuyamadım,
dedim "bari erkenden güzel bir kahvaltı yapayım" bakkalın çakkalın açılmasını, havanın iyice aydınlanmasını telefondan sosyal medyaya bakarak bekliyorum falan..
derken bir anda telefonum kapandı bir daha da açılmadı,

Not: bir şeyim bozulunca çok sinirlenirim sevgili okur,
ama  Allah aşkına çok saçma değil mi?
Ne diye bozuluyor yahu?
bir şey bozulmamalı..,
kırılır,patlar,çatlar onu bir yere kadar anlarım da bozulmak tamamen şeytan işidir benim gözümde.

böylece o gece sabaha dönmeden telefonsuz kalmıştım..
tamam, o saatte acil bir şey olmazdı ama "çağımızın modern insanı" telefonuna güveniyor artık, ben de biraz öyleyim,
Neyse o sinirle ve plan yapa yapa saati onbir etmişim, yaptığım plana göre gündüz saatim boştu, zira okulda telefonunu kullanabileceğim bir arkadaşımla karşılaşamayabilir karşılaşsam da onlarda şu ufacık simkart yuvası olan çok yeni telefonlardan olabilirdi.
hazır çok fena uykum da gelmişken, bilgisayarı kapattıp bi' güzel yattım..
sonra bir anda kendi kendime uyandım hava fena sessiz ve karanlıktı, "ulan herhalde sinirden camış gibi uyudum da saat şimdi kesin sabah dört oldu" diye söylenerek saate bakmaya çalıştım fakat telefonum kapalı olduğu ve varlığını sevmediğim için başka bir saate de sahip olmadığımdan dolayı saate bakamadım,pencereden sokaktaki adama da saat sorulmayacağına göre
saate bakmak için bilgisayarı açtım,
saat akşam altıymış,
bilgisayarı geri kapadım.

Planıma göre Anıl Ç'nin eğer gittiyse tahmini işten gelme süresi olan yediye bir saat vardı, bu sürenin bir kısmını da yol üzerindeki Balkan Lokantasında yemek yiyerek tükettim (Tavuk Sote ve pilavı güzeldir) ve tahminimce doğru bir zamanlamayla "en son ona verdiğim, o ayfona geçtiğinden beri de onda duran eskiden kullandığım, üstün japon teknolojisi, toshiba cep telefonuma çalışıyor mu?" diye bakmaya gittim,
ışığı sönüktü penceresini tıkladım camda belirdi, yüzü gözü şişti,
sürpriz gelişimi görünce bir de sevindi, sırıttı garibim,
sırıtınca da mişlen'in lastik adamı gibi oldu.

İçer girdim durumu kısaca anlattım, "fenaymış, bakarız, buluruz" dedi,
"annemgile senden mesaj atayım da merak etmesinler" diyerek telefonunu aldım,
"arasana oğlum" dedi,
"dur arayım madem diyerek yazdığım mesajdan çıkmaya çalıştım, biraz uğraşın sonunda aradım (başkasının telefonu ne kadar bilseniz de garip geliyor) ve aradığım kişiye ulaşamadım,
tekrar mesaj atma seçeneğini denedim.

üstün japon teknolojisi toshibayı bulduk,
özlemişim keratayı ama sarj'ı yoktu Anıl "kesin usb bunun şarjı" diyerek coşkuyla usb kablosu aramaya gitti buldu da, bir ucunu bilgisayarına bir ucunu da telefona taktı, usb girişi uymuştu ama galiba telefonun bilgisayardan şarj olma özelliği yoktu, üstün japon teknolojisi toshibadan umudumuzu kesince Anıl'ın bir telefon bozulması sonrasi Şişli Cami'nin arkasında bir pasajdan on liraya aldığı geriye beş lira karşılığında da satılabilinen, kimbilir kaçıncı el olan Nokia 1600 RH-64 isimli telefonu denedik onun da şarjı bitikmiş,
saat on'a geliyordu "yarın ona adaptör bakarız" dedi,
o ara Ezgi geldi durumu ezgiye de anlattım onlarda da yedek telefon yokmuş, "olsun" dedim..sonra Ezgi'nin ev arkadaşı Esra geldi, notları açıklanmış, kötüymüş, biraz konuştuk,
galiba bir faydası olmadı, sonra o gitti, peşinden de Ezgi gitti..
biz de Anılla alışverişe çıktık, acıkmış bunlar, cordon blue aldı Anıl.
Ben de hazır (toz) milk shake gördüm, aldım, Anıl durur mu? Anıl da aldı..
Sonra gaza geldik kızlara da aldık (iki çikolatalı ve muzlu,bir muzlu, bir de çikolatalı),
bir litre de süt aldık, eve geldik,
ben biraz uzandım, onlar yemeklerini yediler,
saat gece yarısına gelirken "hadi milkshake" dedim,

 Anıl kızlardan mikseri aldı geldi, ben de toz milkshakein hepsini bir kaba atarak verdim coşkuyu (karışık seçeneği)...
çoşkuyu alan milkshake beklediğimiz yoğunluğa ulaşmadı "Anıl un koyalım yoğunlaşır" dedi önce emin olamadım ama sonra çaresiz onayladım, sonra unun tarihine baktık geçmiş, daha sonra yarım paket krem şanti buldu Anıl, acımadık döktük karışıma ve inceden bir yoğunluk başladı..;
daha sonra cesur bir kararla bir adet Nestle Sıcak Çikolata Tadında'yı da karışıma ekledik iyice çıptıktan sonra kendimizce güzel bir kıvam elde ettik, ben "bunu bir de dolapta bekletelelim" dedim,
biraz da dolapta beklettik, bir saat kadar sonra baktık çok güzel ayarı tutmuş,
şansımıza da 4 büyük temiz bardak varmış, renkli pipet de bulduk,
milkshakelere verdik servis coşkusunu,
 sonra bir üst katta oturan kızlar ,"burada içelim" dediler, çıktık içtik,
güzel olmuş,

televizyon açıktı,
sohbet ederken ben biraz ona kitlendim,
öylesine kanalları gezdim sonra bir baktım sabah haberleri saati gelmiş, "ulan gene mi ?" derken Anıl, "Esin açılmıştır haydi Esine" dedi, çelik gibi soğuk bir havada kahvaltıya çıktık, çaylar içtik sohbet ettik, üşüyüp geri döndük,
evde biraz oyalandıktan sonra Anıl ile telefoncuya gittik bir adaptör buldum aldım, Anıl ucuz olduğu söylenen bir süper markete "gelmişken kedi maması bakmaya girelim" dedi, girdik.
Yarım saat kadar deodorant baktık, bana hepsi aynı koktu,
bir onbeş dakika kadar da elektrikli el süpürgesi baktık. (adı oto süpürgesi diye geçiyor)
Anıl kedi maması ile kot desenli ambalajı olan ufak bir deodorant altı,
çıktık.
Baktım saat öğlen bir'i geçiyor "ben bir okula gideyim" dedim otobüse bindim,
okula gittim,
kimse yoktu.

2 yorum:

Chihiro dedi ki...

Çok samimi bi blog geç keşfettim. Takipteyim :)

The Oz dedi ki...

ah teşekkür ederim,yavaş yavaş "okunmuyor" diye düşünmeye başladığım zaman iyi oldu bu durum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...