12.01.2010

Esin


Anıl,Yusuf ve Ben...3'ümüz de Esin'e tutulmuştuk 3'ümüzünde bu durumdan haberi vardı ve hiçbir şey yapamıyorduk
Üniversiteye yeni başladğım ve yer yurt sorunu yaşadığım bir dönemdi.
Haftaiçleri kahvaltı yapılmayan kuzenim Anıl ve Kadim dostumuz Yusuf'un evinde misafirlik ediyordum.
Bir haftasonu sabahı bu iki insan vasıtası ile Esinle tanıştım.
Esin:ne süsü abartmış ne de hiç süslenmemişti,temizdi paktı,güzelliği vitrinine yansımış ve bize özgüvenli.çekici bir tavır aktarmıştı.
Esin:konuşkan,dostcanlısı,sıcak kanlı ve aşırı maharetliydi,
müthiş börekler ve harika çörekler yapıyor akbinde de midemizi şenlendiriyordu.
aradan çokça zaman geçti ve birşey farkettim 3'ümüz de Esine gitmek için bahaneye bakar hale gelmiştik.

Anıl genelde etrafındaki kızlarla Esin'e gidiyor ve sosyal çevreli,efendi,güven veren erkek ayaklarına gidiyordu aynı zamanda da kız gücünden puan toplama çabası içerisindeydi.
Yusuf ise Esinleyken paraya zerrre önem vermeyen,onunla içilen çayların hesabını hiç yapmayan kişi rollerindeydi .
Esinimi ben de deli gibi seviyordum.
hatta bayram tatilinde zmanında Esin ile aynı mahallede oturmuş olan babamın kuzeniyle birbirimize 10 dakika Esin'i anlatmıştık.
sonra ben biraz bu durumdan rahatsız olup konuyu başka alanlara kaydırmıştım da neyse artık.

Anıl:artiz,Yusuf ise :zengin ayaklarındaydı artık olay gayet netti 3'ümüz de Esin'i deliler gibi seviyorduk.
konuyu bir akşam onlara açtım, uzunca muhabbetin ardından ''Esin'in bizim süperkulade dostluğumuza gölge düşüremeyeceği,mücadelenin centilmence geçeceği ve en önemlisi de Esin'in kararlarına saygılı olmak gerektiği'' konularında mütabakata vardık.
dediğim gibi:
Anıl:artiz,
Yusuf ise zengin ayaklarındaydı.
bana ise ''soğuk yapan erkek'' durumu kalmıştı.
iş başa düşüp sıram gelince durumumu aynen uyguladım:Esin'in yanına gidiyor, ''merhaba merhaba'' diyor,dönüp çayımı cool bir ifadeyle tek başıam içiyor, onu kendime hayran ve bağımlı bırakıyordum.
yda ben öyle sanıyordum diyelim çünkü:
bu süre zarfında da Esin'i zerre kendime çekemiştim dahası biraz beni unutur bile olmuştu bile.
bir pazar sabahı uyandım, Yusuf'un odasından kafamı uzattım,
Yusuf uykulu gözlerinden birisini bir zahmet açtı ve ''günaydın'' bile demeden ''Esin'e gidiyor muyuz?'' diye sordu,
başıma onayladım.
bir süre yüzüme boş boş baktı
sonra ışığın yetersiz olması yüzünden beni göremediğini anlayıp çatallı ve seksi sesimle ''evet'' dedim.
hazırlandı.
çıkmadan ağır ağır uyuyan Anıla ''Esine gidiyoruz'' dedik.
''arkadaşlar biliyorsunuz ben artık...mrmrmr....'' dedi.
Anıl'ın bu tavırlarıan güle oynaya Yusufla Esine gittik.
Yusuf gene çayına çay katıyor hesabı zerre düşünmüyor hatta ''iç abi iç diye bana da çay söylüyordu.
ben ise tıpkı bir sinsi gibi davranarak:
çaydan sapıtan Yusuf'un bir şapşallık yapıp Esin yolunda iki kişi kaldığımız mücadelmizde tek kalarak gelecek zaferimi umutluyordum.
bekledim.
ancak Yusuftan bir şapşallık gelmedi.
çıktık Esinden..
bikaç hafta görüşmedim Esinle.
sonra aradan geçen zaman içerisinde değişen durumları gözlemledim.
durumlarda hiçbir değişiklik yoktu.
hepimiz halen deli gibi Esin'i seviyorduk.
zaten Esin, bizim için: müthiş,harika,mükemmel ve asla bitmemesi gereken bir ilişkiydi.
Isprtalı Esin olabilecek en güzel pastahaneydi .
evet dostlarım,İstanbul,şişli-mecidiyeköy cevahir'in arkasındaki bu pastahane olabilecek en güzel pastahaneydi ve haliyle bizler de müdavimleriydik.
hatta o derece ki:
Anıl,Yusuf ve Ben...3'ümüz de Esin'e tutulmuştuk 3'ümüzünde bu durumdan haberi vardı ve hiçbir şey yapamıyorduk.

tepedeki fotorğafta bu yazıyı yazdığım kağıdı ve yazı için çizidğim Soldan sağa:Anıl,ben ve Yusuf çizimlerini görüyorsunuz.

8 yorum:

ÇOCUK dedi ki...

Yazdığın kağıda ''esin pastanesi'' yazmışın, tüm yazının kandırmacasını almışın. Oysaki Esin'i reel bir insanmışcasına okuyup akabinde ''anovv nası laa,ehue ühe esin dediği pastaneymiş lan'' yaptırsaydı hani pek daha bir güzel olacakmış. Ufak etefek yazım hataların olsada görmezden geliyor bu yazın sebebiyle az köfte tam piyaz veriyorum sana, haydi ellerime sağlık.

The Oz dedi ki...

o okunmaz diye düşünmüştüm okur milleti dikkatli oluyor demek.

ÇOCUK dedi ki...

oluyor demekki.

K.d: oussevi (bişey diyor bence site)

tj. dedi ki...

tam kağıda esin yazdığını söyleyecektim ben de muhabbet olmuş bitmiş. oluyormuş demek ki ha? ha?!

dugu dedi ki...

merak etme oz benim gibi kağıdı yazıyı okuduktan sonra inceleyenlerde var!

The Oz dedi ki...

B) işte benim okurum

ÇOCUK dedi ki...

misal ben zaten sadece gazete okuyomuş gibi yapıp resimlerine bakangillerden olduğum için okur olamadım ne oldum okuyomuş gibi yapıp resimlerine bakangil oldum

the oz dedi ki...

bakangil proteinleri

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...