29.01.2010

benim sadık yarim'e açık mektup


patates'e karşı bir sinirim başladı gerçi kendisi bir araç ama olsun sevmemeye başladım.
her ekmek arası olan öğrenci yemeğinin içerisine doldurulduğu yetmiyormuş gibi şimdi de istiklal caddesinin yeni popüleri kendisi.
dünyamızı yönettiği iddia edilen kişilere sesleniyorum yapmayın böyle şeyler lütfen.
beni ''pates beyinli gençler yetişiyor'' cümlesini kurmaya zorlamayın.

efendim,eğitimlerini müzik vb. alanlarda sürdüren kişiler bir şeyler sunarken ister istemez süper giyiniyorlar.
bir de arkeologları düşünün,onlar öyle değil şort çorap falan..
bu konuda öğretmenlik de fena değildir.

sevdiğini msn'de 'ne dinliyorum?' özelliğini kullanarak etkilemeye çalışan varsa,
şimdi çıksın dışarı.

antalyaya gelmem ile birlikte (haliyle) piyaz yemeğe yeltendim
organizasyonumuzla beraber sağolsun 15 kadar kişi geldi.
masanın başına da beni yerleştirdiler.
konuşma da beklediler benden
ben de ''konuşma falan yok yiyin afiyet olsun'' dedim.
gerçi sonra ömer bişeyler söyledi de pek dinlemedim.
bir dahakine hedefim 30 kişi.
gelene gelmeyene teşekkürler.

evden tek başıma çıktım müge gelmiş onu aldım
saat kulesine vardık
uzaklardan çiğdem belirdi
sonra onur ile murat geldi
onlar güneş ve arkadaşlarını toplamaya gittiler
güneş ve arkadaşları onlarsız gelirken
ömer buğra ve melda göründü kaleiçinden
ardından tekrar onur ve murat belirdi
''hoba hobaa'' sesleri arasında pek muhabbet piyaza gidildi
piyazdan elimizde biralarla döndük o esnada gözde ve eylem belirdiler
arkalarında güneş olduğndan silüet olarak belirdiler ama olsun.
ardından muhabbet kakara kikiri derken
akşam oldu tek tek dağıldı cümlealem
en son meldayle beraber mügeyi evine yolladım
meldayı da dolmuşa bıraktım
eve bi başıma yürdüm
ha evet bundan bahsediyorum işte tek başıma çıktım,tek başıma döndüm
ilk başta yazarken ilginç olur gibi gelmişti de şimdi ilginç gelmedi.

neyse işte hızımızı alamadık bir de halısaha maçı yaptık.
kızlar yoktu tabii
gerçi beni celtik formamla görseler kesin gelirlerdi de neyse..

antalya küçük yer
yukardaki toplukta ilginç ortak arkadaşlar buldum.
(kendi kendime facebook muamelesi.)

ulan başka başka şeyler yazacaktım
hep organizasyon üzerine kayıyor yazı
neyse artık

eski arkadaşım ilay görmüş beni Antalya özdilek'de
fakat ben onu görmemişim.
biraz mahçubum.
özdilekte güzel kız olmuyor pek diye düşünüyordum demek ondanmış.
(dil çıkaran gülücük koyarım buraya)

yarım elma gönül alma ise elmanın kendisinin getirilerini düşünemiyorum.

kibar ve centilmen olmayı seviyorum
lakin kaba tiplerin arasında yaşyan kızlar
bazen yalnış,bazen doğru anlıyorlar.
bazen de ben anladıklarını yanlışlıyorum.

çok veren kıza alıngan dense ya..

tik-tak diye bir topluluk vardı güzel müzik yapıyorlardı.
ne oldu acaba?

güzelliğin on par etmez burçlarımız uyumlu olmasa..
astoveyseloloji.

benim sadık yarim, hangi burcun dişisidir?
astroveyselolojş.

antalyada bossa-nova ritimleri mi duydum ne?

fotoğraf bana ait olup ''fakülte'nin en güzel ayakkabılı kızı'' adını taşımaktadır.

4 yorum:

Turist dedi ki...

"eğitimlerini müzik vb. alanlarda sürdüren kişiler bir şeyler sunarken ister istemez süper giyiniyorlar."
üzerime alınıyorum, teşekkür ediyorum.

ve 3. piyaz şenliğimizde bossa nova olmazsa o piyazın yanındaki közde kuru soğan boğazımdan geçmeyecek!

The Oz dedi ki...

B)
kısmet

bossa nova dedi ki...

aaaa ben:D
AMa ben şuanda Antalya'da gök gürültüsü duymaktayım:S

Piyazzzzzzzzzzzzz!!

The Oz dedi ki...

B)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...