7.02.2010

harekete duyarlı değil


insanların çeşitli duyguları öne çıkabiliyor.
kiminin merhameti pek kuvvetliyken,
kiminin aşkı şukela seviyelerde gezinebiliyor.
bazılarımızın ise nefret duygusu sağlamdır mesela.
sosyal yaşamımızdan dolayı bu güçlü duygumuzu kullanamadığımız durumlar oluşuyor.
ve dengesiz duygusal dururmuzu bir dengeye oturtumak icap ediyor.
işte o dengeyi kurmaya çalışan insan elindeki 8-10 market poşetini yere bırakmadan evinin kapısını anahtarla açmaya çalışan insan gibi oluyor.
yalnız,çaresiz ve aparmanın ışığı harekete duyarlı değilse karanlıkta kalıyor.
daha ne biçim abartıp da salya sümük edebiyatından kelimeler seçerdim bu yalandan benzetmelerimle de..
gerek yok.

sevgilisiyle mesaj ile tartışan insanlar türedi.

pazar sabahı yaşanan alışveriş merasimini bir yandan severken bir yandan sevmiyorum
sevmiyorum çünkü:sabah saatlerine denk geliyor.
seviyorum çünkü:kimse olmuyor ama kimse olacak biliyorum.
bir de yolda gazeteye bakınarak eve gelmek var.

gözden ırak kaldık.
sana hiç iyi,hiç de kötü haberim var.
uzun zaman oldu görüşmeyeli.
''ee''lemelerle dolacaksa sohbetlerimiz,
sen de venn şemasına dahillerdensindir.
ben zaman zaman sinirle onu,
kendini bilmezlikle itham etsem de,
klişeden geri kalmayıp yazacağım buraya:
o kendini biliyor.

televizyon karakterleri evde onları izleyen insanların dedikodu ihtiyacını karşılıyor.
alınıp gücenmedikleri için de sorun olmuyor.
mesela ben lilly adlı ''hav ay met yor madır'' dizisi karakteri hakkında sürekli atıp tutuyorum.

Radiohead'ın bir şarkı sözüne gönderme yapayım
''there are too many colours in my head.''
şarkının adı:'Everything In Its Right Place'

3 boyutlu olarak hazırlanmış görüntüleri, 3 boyutlu gösteren o gözlüklerden takan kimseyi görmek istemiyorum.
bence çok kötü bir görüntü o.

eşinizi-sevdiceğinizi çocuk fikrinden vazgeçirmek için pazar günleri şehir merkezlerine gidin
korkunç seviyede huysuz,yaramaz,tatsız,tuzsuz velet geziniyor ortalıkta.

yapılabilinecek en büyük 2 kötülük:
1:uyuyan insanın uyuduğu odasının kapısının ve penceresinin sonuna kadar açılması akabinde de uyuyan insanın üzerindeki bataniye,yorgan,vs'nin bir anda sökülüp atılması.
2:kişinin gözünden gözlüğü,cebinden sigara paketinin alınması.

Fakce Plastic Shoes diye bir müzikal topluluk kurma projem vardı anca ismini Radiohead'ın 'Fake Plastic Trees' adlı şarkısından esinledniğimi şimdi farkedince vazgeçtim.

çiğdem diye bir arkadaşımdan kendisine mektup göndermek için ev adresini istedim.
sanırım mektup olayını şaka sandı, zira: vermedi adresi.

dünya üzerinde,
dahi anlamındaki de'yi ayrı yazmak
ne mesele yapıldı arkadaş.

şarkıcı pink'e kısa saç hiç olmuyor bence.
'ben ortaokuldan beri metal dinliyorum' diyen ortaokullu gibi oluyor.

sadece samimi kişilerin arasında kullanılabilinen bir kelimemiz var: ''mahsuscuktan''

şubat ayının da, bu ayda doğanlarında yeri bir başka olabiliyor kişi hayatında.

bence insan'ın büyümesi yapması gerektiklerini yapmasıyla olmaz.
yapması gerektiklerine kendine uydurmasıyla olur.

yeni bir karakter üzerinde çalışıyorum.
karakter dediğime bakmayın biraz karaktersiz birisi.
çalışıyorum dediğime de bakmayın aklıma yazıyorum.
biraz kadın figürana ihtiyaç duyulacak senaryotik işler.
eğer rezervuarköpeklerini çekmiyorsanız çok sapla film çekilmez.
kokar bi kere orası.

kişi ölürken hayatının gözönünden geçtiği söyleniyor ya
on-line arkadaşlar da bir kenarda çıksa ya.

eskiden konuştuklarımı buraya yazardım.
şimdileri buraya yazdıklarımı konuşuyorum.
tabii buradan ibaret değil konuştuklarım da
kronolojik açıklayayım dedim.

knorr domatesli makarna sosu karışımı gayet leziz oluyor.

halen arby's yemedim.
aldı beni bir düşünce

arkadaşım Kajin ile beraber diesel mağzalarında satılan ve lee cooper tarafından üretilen the beatles tişörtlerini antalya deepo outlet center'da diesel mağazasında gördük.
aklım gitti bi kaç saniyeliğine.
Kajin diye arkadaşım var,evet.
iran prensesinden geliyormuş adı.

kanal d, geniş aile dizisinin dwd'sini çıkartıyormuş.

sinem saniye diye şarkıcı bi kız vardı.
soyadı düşündürenlerden.

alışveriş merkezinde hiç bilmediğiniz ama güzel şarkıya denk gelmek ,
cafe barda hiç bilmediğiniz ama güzel şarkıya denk gelmeyi ,
döver.

antalyada şu an hava ''güzel'' değil.
dağa kar yağarken turistler denize falan girmiyor.
kapalı bir hava var.
damdan atlayıp ölsen kanın akdenize karışır.
cesedin morarmaz
inceden bir yağmur var.
dün ne güzeldi halbuki?
ingiliz diyarındaki arkadaşım duygu,
bilsin bunu.

çok temiz,ak pak, güzel pijamalı kızdan,
en az diksiyonu çok dügün bir kızdan çekindiğim kadar.
çekinirim.

doğan çocuklara isimler.
kız:bateri
erkek:batarya

gündelik şarkı tavsiyesi
Adele-Melt my heart to stone
(akustik ve canlı kayıt olursa dadından yinmez!)

fotoğraf bana ait.
köpek ise pontos.

7 yorum:

dugu dedi ki...

ahahah artık daha rahat uyuyacağım teşekkürler=)

The Oz dedi ki...

ni demek efendim

Turist dedi ki...

aa gerçekten ciddiye almamışım oz, yolluyorum ev adresimi hemen.

The Oz dedi ki...

tamamdır.

bıdık dedi ki...

hocam o ''there are two colors in my head'' olacak sanki :/

Merope dedi ki...

şu diesel outlet teki tshirt ler kaçaymış dostum yazsaydın iyiydi ha! :p

The Oz dedi ki...

bıdık:işte ben dönderme yapıyorum zaten bi nevi nazire de diyebiliriz

merope:20tl tişörtler
large beden kalmış genelde.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...