13.02.2010

''i'm, ave... wait for it... some''


arkadaşım Ömer'in annesinin keyti periy hakkında ''renkli gözlü, bize gelmez'' demesi.
haftanın demesi oldu galiba.

ganimet dedinmiydi,
akla büyük büyük değerler geliyor.
halbuki fakir fukara bir ülkeyi de fethetmiş olabiliriz.

istanbulda kabataştan zeytinburnuna giden tramvay,
durakta durmasının ardından tekrar harekete başlarken björk şarkılaraına yakışır bir ses çıkartıyor.

poposu çok büyük kız gördük Antalyada.
ama cidden büyük.
öyle böyle değil.

kafelerde gezerek takılan müşterileri sevmiyorum.
bazen onlardan olabiliyorum.
ama sevmiyorum.

sanıyorum bu sene sevgililer günümü bir tek mazzy star adlı topluluğun facebook sayfası kutlamış olacak.
üzerine sorgu yapılıp da marjinallik elde etmeye çalışılacak bir şey değil bu.

doğumgünlerinde ilginç hediye alma yarışı olmasın.
bir kahve fincanına razı olsun gönüller.
bol bol içilsin.

komedyen Alpay Erdem ''hasta ruh'' adlı gösterisiyle 13 şubat cumartesi saat:20-30'da Antalya Badem Altında.
Alpay Erdeme ayrı,
Antalyaya ayrı,
Bademaltına da apayrı seviniyorum.

Bademaltı candır.
dün organizasyon ile ilgili bilgi almaya girdiğimde yine mahmut abiyle sıfırdan samimi oluyorduk ki içeri girince arkadaşım Yusuf'un kardeşi olmasıyla tanıdığım Kübrayı gördüm.
hazır samimi olduğum biri varken biraz onunla ilgilendim.

dün başıma bu da geldi
4 sap bir kafede çaylar eşliğinde oturup da 4 saptan beklenmeyecek entellektüel seviyelerde sohpet ederken, yanımıza neredeyse güzel kızlarında aralarında barındığı 5-6 kişilik bir kız topluluğu geldi.
(ne kadar yakışıklı biri olduğumu bilenler, şimdilik buna şaşırmamıştır tabii)
neyse kızlardan esmerce olanının elinde bir el kamerası olması,
ben ve ekibimi biraz şaşırttı.
ardından kız mazuratını izah ettmek suretiyle bizden şöyle bir yardım dileğinde bulundu:
birbirleriyle sevgili olan iki arkadaşları için küçük bir çekim yapıyorlarmış
(ne tatlı değil mi?-değil)
ve birimizden ''aykan esrayı seviyor'' dememizi rica ettiler.
tırt işlerin süper kahramanı olduğumdan dolayı ihale bana kaldı
ve ben dün akşamüzeri saatlerinde tanımadığım kızların el kamerasına ''aykan esrayı seviyor'' dedim.
kızlardan bir tanesi diğerlerinden daha zekiymiş ki arkalarını dönüp giderken, yıllar sonra da yüzümü görüp tanımak için, son bir bakış attı.
bunu da taktir ettim.
neyse, modern bir insan olduğum yahut öyle görünmeye çalıştığım için yaptığım eylemi önce biraz düşünsem de sonraları çok takmadım.
ancak 2 gündür düşünüyorum da ''aykan'' ne ya?
tongaya mı geldi acaba (tonga?)

dün uyduruğum teori:
bir başka canlının kendisiyle ilgilendiğini farkeden insan,diğer herkesin kendisine baktığını düşünür.
sahne teorisi diyelim bu teoriye.
peşine köpek takılmış bir kızı kendi kendine gülerken görünce geldi aklıma.

yağmurda ıslanmamak için koşan insanlar, özellikle de güzel olmayan kızlar,
lütfen bu hayati eylemi yaparken eblek eblek sırıtmasınlar.
çünkü en güzel kızı bile berbat duruma düşürebilecek bu vaziyet.
çok daha kötü potansiyellerin eline geçebiliyor.

Antalyada organizasyon 15tl olur, ötesi yalan olur.
ha olimposa kayar organizasyon, 30tl olur.
tadından yenmez.
tadı damakta kalır.
ah olimpos.

ay, romantik bir gezegen değildir.
öyle hissetmenizi sağlayan bilimsel sebepler vardır.
yoksa elin adamının ayak bastığı bir yer, romantik olmaz bence.

bizde ''e'' sesi var
ingilizler ''i'' diyor
fransızlar ''ö''

1 ile 7,
0 ile 8,
6 ile 9,
5 ile 2
Kuzenmişler.
eder gibi yapsalar dahi,
aralarına kimseyi kabul etmemişler.

şu hayatta ardından en pis kaldığım anlar sıralamasında ilk 10'a giren soru
''hititçe hangi dile benziyor?''
yığıldım,
bildiğin yığıldım.

bu arada soruyu soran ve alanım ile ilgili umut ve ilgi dolu konuşmalar yapan Şule isimli ankara üniversitesi arkeoloji bölümü öğrencisine de katkılarından dolayı teşekkürler.

gün geçmiyor ki,
bir gün daha geçmesin.

sistem of e davn coşkusu vardı o ne oldu o?
hani daron malakyan nerede?

şebnem ferah,''yalnız'' adlı şarkısında ''kimse böyle yalnız olmasın'' diyerek mesaj vermenin en açığını yapıyor.

doğan çocuklara isimler
kız:klavye
erkek:kavalye

fotoğraftaki Mori:
roll dergisi tarafından 2009'un en iyi albümünü yaptığı söylenen Yasemin Mori

6 yorum:

HaYaL MeYaL dedi ki...

Ne zamandır sitene uğrayamayan ben, ne çok şey kaybettiğimi, bu yazını okuyarak anladım :) ya b kadar mı doğal olunabilir :D Ayrıca katılıyorum, o kızlar kaçan otobüsün arkasından da koşmasınlar piliz :D

dugu dedi ki...

kavalya olmuşta klavye pek olmamış bence:D

bossa nova dedi ki...

Bademaltı mı!!
Ov may gudnıs..
Ankarada olduğuma lanet yağmurları yağdırıyorum şuan..
KAÇIRDIM!!!

bossa nova dedi ki...

Bi klişe yapayım mı: Olimpos'un da tadı kalmadı..
Yeni favorimi söylemiyim şimdi burda popüler bir bilogda reklam yapmış olmayım:)

tj. dedi ki...

DOSTUM AY GEZEGEN DEĞİİİİİİL!

The Oz dedi ki...

HayalMeyal:
teşekkür ederim efendim.
mahçup oluyorum kimi zaman.
bu arada, tespitime ilham veren kızlar otobüs durağının karşı kaldırımında üstelik ters istikamete koşuyorlardı.

dugu:eski kavalyen olarak ayıpladım seni B)

bossa:lanet etme, ankaranın da güzellikleri var.
mesela:istanbula gidilebiliyor,antalyaya gidilebiliniyor.
ayrıca ben de klişe yapayım:amerikada başkanlar değişir planlar değişmez.

tj:
ay gezegendir; gezen bir kişiliktir.
arada sırada tututlur.
bazen bakarız,bazen bakmayız.
ve aya dikkatli bakarsak ergenliğinden kalmış sivilce lekelerini görürüz de
gezgin kişilik olduğunundan umursamayız.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...