12.04.2010

Dev Öğretmenim


hepimizin mavi önlük giydiği, erkeklerin önlüklerinin altına penye aşortman altı (lcw kids) giymelerinin
kasap gibi beyaz önlüklü,
yüzünde yaklaşık 40 küsür tane beni olan
(bir tanesi göz kapağında ki gözü kapanınca şişiyordu)
iri yarı, kabarık, balyaj saçlı ilkokul öğretmenimiz tarafından yasaklandığı yıllardı.
5 dersimiz varsa öğretmenimiz ilk 4 ders matematik işliyor
geri kalanlarda ise diğer alternatifleri değerlendiriyordu.
hangi ders olduğunu hatırlamıyorum zira pek pek küçüktüm.
(ha, kızların tiplerini falan hatırılıyorum mesela demek ki ders olduğundan hatırlamıyormuşum.)
neyse dediğim gibi pek küçüktüm
ve küçük olduğumdan dolayı harita metot boy bir defter kullanmıyordum.
solaktım.
ve kalemi diğerlerinin tuttuğu gibi tutmuyordum.
yukarıda bence korkunç olan korkunç özelliklerini saydığım öğretmen (niteliği o idi)
daha önceki derslerde de kendine göre çirkin olan yazıma ''arapça'' yakıştırması yaparak
hem köklü bir edebi dil olan arapçaya haksızlık etmiş,
hem de faşizanlığın temellerini atmıştı.

öğretmenimiz (ismi lazım değil) çok ve hızlıca yazı yazdırırdı.
onun bu yazı yazdırma tarzına alışmamız gerektiğini yoksa üniversite de çok zorlanacağımızı söylerdi,
üniversiteye hepimizin gireceğine inanıyor gibi yapıyordu.
inanmadığını ben ve bazı arkasıralarda oturan arkadaşlarım net bir şekilde farkedebiliyordu.

onun bu yazı tarzına ancak sene sonunda alışabiliyor yazın gene koyverip gidiyordum.
bu yüzden de defterimin çoğu kısmında eksikler olabiliyordu.
yine çok hızlı yazı yazdırdığı bir derste yetişmek için sol elim ve ben üstün gayret gösterirken bir anda ışığımın kesildiğini fark ettim,
üzerime dev öğretmenimin gölgesi düşmüştü.
yavaşça kafamı kaldırdığımda meymenetsiz suratını gördüm.
ne olduğunu çabuk idrak eden biriyimdir,
ancak ben ne olduğunu anlayana kadar üzerime bir pençenin geldiğini gördüm.
hemen kendimi geriye çektim zira pençenin hedefi ben değildim.
pençe defterime uzandı.
küçük boy olan defterimi tek bir hamlede aldı ve söylenerek sınıfın diğer ucuna doğru yürümeye başladı.
tüm sınıfın onu rahatça görebileceği yer olan tahtanın önüne geldiğinde ise
halen nasıl başardığını anlamadığım üstün bir kuvvet ile bütün senenin notlarını
tuttuğum defterimi yan tutup tek bir hareketle ikiye ayırmış ve çöpe atmıştı.

bu hareket üzerine tüm sınıf donup kalmıştık,
donup kalanlar:
bana bakanlar,öğretmene bakanlar olarak ikiye ayrılmıştı.
ben bana bakanlardandım.
burnumun ucuna konsantre oluyordum.
Zerre ağlamıyor içimde büyük bir öfke biriktiriyordum.
eğer film yapımları o zaman da bu denli etkileyici olsaydı sinirimi içimde yoğuşturup da
Oz Man'a dönüşebilirdim.
dönüşmedim.

evde falan olayı anlattım.
(normalde anlatmazım ama ''defterimi kaybettim'' demek daha utanç vericiydi)
kimse bir şey yapmadı.
hep ''cık cık cık'' dediler.
babam bir ara küfür etti.
galiba,eşlik etmedim.
o günden sonra ''arapça,çince'' gibi isimlerle adlandırılan ''çirkin'' yazım,
bir çok kez daha tartışma konusu oldu.
çeşitli fikirlerin yarattığı baskılar yüzünden solak bir insanken,
sağ ile yazı yazmak zorunda kaldım.
haliyle ileri bir dönem yazım daha da ''çirkin''leşti.
yazım boka battıkça eğitim hayatımda aradığım düzeni ve nizamı bulamıyor.
yazılı sınavlardan düşük not alıyordum.
lise yıllarına gelince öss'nin test olması sebebiyle bazı sınavlarımız test oluyor ben de iyi motivasyon ile çalışıp notlarımı yükseltiyordum.
eksiklerim çoktu,
sınav testi
ancak zordu
ve eksiklerimin çok olduğu yerlerden çok sorular geliyordu.
neyse aradan çokça vakit geçti.
2008-2009 yıllarında çok sevgili canım teyzem 'in çeşitli katıklarıyla doğru dershaneyle kavuşup
Hititoloji adlı lisans programında yıllarca okumaya hak kazandım.
şimdi çivi yazısı öğreniyoruz.
yine küçük boy defterim var
çivi yazımda gayet güzel.

Çizim Bana Ait

şarkı tavsiyesi:Dinar Bandosu - Nimet Belası

4 yorum:

bossa nova dedi ki...

bence cidden çok iyi anlatmışsın. Neden bilmem teyzeni çok sevdim ben kitaplarını da gördükten sonra:)Öğretmenler hele de ilköğretimdekiler ne kadar da etkili hayatlarımızda.
Ben hiç ilkokul öğretmeninden bu denli nefret eden birini görmedim ama senin öğretmenin çok fenaymış cidden.
İlkokulda genelde branş hocalar daha çok sevilir ben de şanslı oluyorum sanırım.. inşallah kimse benden nefret etmez:(

The Oz dedi ki...

senin neyinden nefret etsinler şuncacık yazıya ne güzel yorum yazıyorsun kimbilir şuncacık öğrencilerine ne inceci işlere gireceksin.
teyze konusunda da o o teyzem kitaplı teyzem olan teyzem değil ama olsun teyze candır anne yarısıdır hatta ''bi pakete yakın makarna''dır.(ben bunu bi ara yazayım bloguma) neyse sevgiler selamlar.

bossa nova dedi ki...

Ah sevgili Oz ne de güzel poh pohlandım şu an.. teyzeler karışmış ama olsun. Teyzeler bi tanedir ne de olsa ben de bir teyzeyim ve de şu an çok fena god syndrome gibi bişi oldu bende:)

The Oz dedi ki...

e good syndrome işte
B)
poh poh değil hakiki fikriyatlarım onlar.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...