25.09.2011

bir akdeniz fıkrasıyım,güldürmeyenlerinden.


tekrar merhaba.
tekrar tarhana.

''yangından mal kaçırır gibi'' ile ''maldan yangın kaçırır gibi'' arasında dağlar var.
ilki sinsi pis,ötekisi kahraman kollayıcı

''slm jnms'' ne lan?
işin içinde bir sms kelimesi gizli.

ingilizcede mevcut olan ''burn'' kelimesini burun diye algılamak her kula nasip olmaz.

bakalım bu kış u.g.g. görecek miyiz ,?

show tv de yayınlanan ''bugün ne giysem'' adlı bir yapım var ve bence yanlış bir isme sahip eğer kadınlar ne giyeceklerini seçiyorsa bugün değil ''yarın ne giysem olmalı.''

zuckerberg: sizede çikleti hatırlatmıyor mu?

Yeni Türkü de ne güzeldir,özeldir öyle..
best of tadında geçiyor konserleri.
bir de Türkü diye kız ismi varmış.

mecidyeköyden kadıköye gitmenin 3 yolu var. (''iki yol var demiştin ?'')
1-düz yol: metrobüse bininiz efendim,mutsuz olun.
2-normal yok: otobüs geçiyor bir yerlerden bizin uzun uzun yol yapın, kafanız dağılır.
3-romantik yol: bir şekilde beşiktaşa ulaşın iskeleden vapura binin, siz dağılın.

akdenizin rahatlığını çok seviyorum.
bu konuda terlik giyen insanlar ve günlük hayatta ayak görmeye alışkın olmak ile ilgili teorilerim var.
biraz sarhoşken anlatıyorum.
o zaman teorime değil de inanacağınıza daha bir inanıyorum.

kadınların pembe traş bıçaklarını dövme sanatçıları da kullanıyorlar.

''ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum''
Nazım Hikmet Ran (seni düşünmek)

muhtemelen yukarıdaki harika dizeleri yanlış anlayan bazı mankenler yahut popüler figürler çeşitli avantajları ile müzik dünyasına giriyorlar ve genelde sonuç çok kötü oluyor ama bu düzen böyle dönüyor galiba.
sonuçta o şarkılar da bir amaca hizmet ediyor.

Jealous: Kıskanmak için çok ciddiyetsiz bir fonetiğe sahip bir kelime.

annemin kızları tavlamam konusunda ilginç tavsiyeleri var.
açıklamayacağım da şunu söyleyeyim: ben sormuyorum, o söylüyor
küçüklüğümden beri de aynı taktiği veriyor.
pek bana göre de bir taktik değil nasıl yapıcaz bilmiyorum artık.?

yukarı kelimesini ''yıkarı'' diye okuyan bir arkadaşımdır Onur E.

uzaktan,el ile selam vermenin de bir ayarı var.

daha kaç güzel kızın tokasını araklayacağım acaba .?

ben yalnız bildiğiniz tutmadım efendim,
ikibinliyıllar hakkında bahsederken anacaksınız beni.
''abi o neydi ya falan'' diye
Vatka mıyım Lan ben !!

bazı insanların yüzü kurbağaya benziyor,
bazılarının ise maymuna,
bazılarının ise kediye,
alay etmek için söylemiyorum.

Bakın Gündelik Hayat:
bir grup erkek ortamın tek kızına der ki:
''yahu sen arkadaşlarını falan çağırsana, tek kız olma en azından''
kız da cevap verir:
''oğlum kızlarla takılmıyorum ben.''
neyse efendim sohbet konusu değişir gelir geçer bir kaç gün sonra kızın facebookun da bir ileti vardır ve canımların eksik olmadığı bir kaç kıza denk gelinir.
ha şimdi nedir bu,bu kız dingil mi?
değil efendim sadece biraz pasif ''size yaramaz o kızlar'' demek yerine hiç bir şey dememeyi seçiyor.

bu arada kız kişiler kızlarla takılmamayı marifet saymasınlar,
nasıl ki hep kızlarla takılan erkek köşesiz dörtgen gibiyse onun kız versiyonu da bizler için öyle bir şey işte.
bir de iyice kendini tutamayıp ''ben yemek yapmasını bilmem oğlum falan..'' diyen kızlar var.
onların 5 senesi var.. pis pis koca arayacaklar.
ellerinde börekler..

ben dertli bir insanım.
bir çok şey bana dert olur.
bu böyledir.
siz de yalan söylemeyin size de dert olur sonuçta insanların dişlerini sıkmayı öğrendiği bir ülkede yaşıyoruz.

doksanlar zencisi saçı diye bir saç var.
kare!

bazen güzel olan insanı ben daha çok seviyorum.
hep çok güzel olup ne yapıcan ?!

bazı jazz dinleyen zengin gibi ukala gibi insanlar
jazz gibi konuşuyor.
bakın bas ritmini veriyorum:
bom bom bom bum bam bom yahu .
bu na sıl iş tir e fen dim yahu.

şu hayatta nargileden zerre tat alamamış bir insanım.
gerçi tat alsam da nargileci de kendimi pek düşünemedim.

bir gün böyle serseri gibi ergen ergen takılıyoruz ama o zaman punk müzik, rock müzik falan ülkemizde 2.altın çağını yaşamamış, mor ve ötesi'nin ''dünya yalan söylüyor'' albümü çıkmamış.
işte bu yüzden insanlar rockçı,metalci falan diye dinlediği müziklere göre değil,basketçi,bilgisayarcı falan diye yaptıkları mesleklere göre adlandırılıyorlar biz de öyle takılıyoruz..neyse efendim:
top oynayacağız ve topumuza hava bastıracak yer arıyoruz.
bir televizyon tamircisine yer sorduk adamın da işi gücü yokmuş gibi siz ''okumazsınız oğlum'' dediydi.
sonra birden bana bakıp ''sen okursun'' dediydi,o an anladım ki benim tipimde bir efendilik falan var.
çok da üzerine gitmedim bu durumun tabii.
ama var böyle bir şey yani..

modern insanın gününün bir kısmı kulaklık düzeltmek ile geçer efendim,
kimilerimiz yolculuk boyunca kulaklığı düzeltemiyoruz ve amacımıza ulaşamıyoruz.
bunun için bir şey tasarlanmalı.

çark çok güzel bir kelime acaba bu isimde bir bar kafe var mı?
google'a baktım
galiba yokmuş, ama adapazarı'nda popüler bir cadde adıymış.
adapazarı'nın patatesi meşhurdur bu arada.

arkadaşım Tuğçe E. italyadan gelecek iki arkadaşı için salaş ve boğaz manzaralı bir yere götürmek için benden mekan tavsiyesi istedi.
aklımın yettiğince tarif ettim bir şeyler ve bana sormasına memnun oldum.
zira bir erkeğin yaşadığı şehri iyi bilmesi önemlidir..
neyse efendim sonra şımarıp da ''onu bırak da antonella geliyor mu?'' dedim.
cevap gelmedi.

''Farkındalık'' kelimesi de ne sevildi be arkadaş.

akışkan,yapışkandan biraz daha iyidir.

ingiliz rock topluluklarının ve amerikan dizilerinin olmadığı bir dünya mümkün !
istiyor muyuz?
sanmıyorum.
bir zararı var mı?
sanmıyorum.
fakat insan mümkün olduğunu bilmeli.

hayatımın sonuna gelmedim,
bu yüzden benim için bir solukta biten tek şey karaköy'den galata kulesine çıkılan o yokuş.

yılmaz erdoğan'ın cebimde kelimeler adlı oyununda eurovision şarkı yarışmasını kazanmaktan çok sık bahsediyor ve zannediyorum ki gösteri kaydedildikten 1-1.5 sene kadar sonra sertap erener'in birinciliği geliyor.
yılmaz erdoğan yollardan çok bahseden bir insan bir kere bir öğretmenim ''bir ülkenin gelişmişliği yollarından anlaşılır'' demişti.
artık başbakan falan da mı oradaydı bilmiyorum ama hemen akabinde duble yol işine sarıldılar.
tabii şehir içi yamasız yollar falan da çok önemli..belki duyan olur diye yazdım.

ortak facebooku olan çift'in rakibi hiç facebooku olmayan çifttir.
2.sine dedemleri falan örnek verebilmem komik.

eski çağ toplumlarında tanrıya bira ve şarap kurban etmek var buna ''libasyon'' deniliyor.
sonra zamanalar geçiyor,Müslümanlar Şarabı ve Birayı günah kabul ederken Hristiyanlar ibadet esnasında şarap içiyorlar..

intihar edip de başaramamak var bir de.
o daha geçerli bir intihar sebebi.

Tüfenk diye soyadı gördüm az evvel.

insanların beğeni eşikleri de facebook'dan takip ederek biraz anlaşılabilir.

tepedeki logo apollo 12'nin logosu.
Sunay Akın bu logoyu görünce göz yaşlarını tutamamış,
aklına Nazım Hikmet Ran'ın ''Piri Reisin Haritası'' şiirindeki ''Yelkenlilerle gidiliyor kosmosa,Piri Reis'in haritasındaki yürek kadar yelkenlilerle'' dizeleri gelmiş.

düzeltme ve özür:
değerli okurlarım,''Kutup Tilkisi ve Albatros'' başlık yazımda arkadaşım Çiğdem S. ile ilgili yazdığım şeyler arkadaşım Çiğdem S. tarafından ''sitem'' olarak anlaşılmıştır.
tarafımının bahsi geçen yazıda Çiğdem S.'ye direkt olarak sitem etmediğini tamamı ile Natural Çoban'ın dediği gibi '' lanet olsun bu hayat,lanet olsun bu sevgim'' tarzında hayata sitem ettiğimi kamuoyuna saygı ve sevgi ile belirtir, doğmuş olan sıkıntılar adına da Çiğdem S. başta olmak üzere tüm Yüce Türk halkından özür dilerim.

7 yorum:

Turist dedi ki...

Başlı başına ağır bi sitemdi o ama neyse özür kabul edildi.

"bazı jazz dinleyen zengin gibi ukala gibi insanlar
jazz gibi konuşuyor.
bakın bas ritmini veriyorum:
bom bom bom bum bam bom yahu .
bu na sıl iş tir e fen dim yahu."

Dünyanın en iyi tespiti ödülü!

bossa nova dedi ki...

çok güzelli bi yazı olmuş. Tespihe tesbik demek gibi. O jazz kısmı mutteşem:) bi de en iyisi hep vapurdur bence. Bi şi daha galataya çıkmalısın ama karanlıkta. Arkada yemek yiyenler komik oluyor ama rahatsız olan sen olmuyorsun. Mutlu noeller.

The Oz dedi ki...

Turist: Oscar için öncellikle bu filmde bana çok yardımcı olan yönetmenim mike'a sonra da beni büyüten anneme çok teşekkür ediyorum ki kendisi şurada bir yerde oturuyor ''hey anne nasılsın ? bunu eve götürmek için çantan lazım olacak ha.. neyse teşekkürler amerika teşekkürler dünya barışı.''
bu arada evet seni özlediğimi her zaman komik bir şekilde söyleyemiyorum.

bossa nova:beğendiğinize pek sevindim efendim B)
siz de ne güzel okuyorsunuz demek ki,
galatayı da deneyeceğim ama belki ilginç bir an olur diye tesadüf kolluyorum.
belki galataya vapurla çıkarım o zaman yemek yiyenler iyice çıldırır.
ayrıca orada yemek yenmez ki insan ne yediğini anlamaz orada (imza: düz adam)

ballı süt dedi ki...

Bana da az ilham* ver The Oz! Yazamıyorum, napsam bilmem.
*İlham'a da hiç inanmamya.

"...bir de iyice kendini tutamayıp ''ben yemek yapmasını bilmem oğlum falan..'' diyen kızlar var.
onların 5 senesi var.. pis pis koca arayacaklar.
ellerinde börekler.."

Tespitine de fazlaca katılmaktayım.

The Oz dedi ki...

ehehe şöyle söyleyeyim efendim ben sokakta gördüklerimden,arkadaşlarımdan,tek başıma kendimi düşünmemden ve başka bloggerlardan ilham alıyorum.
bu bağlamda blogger olan arkadaşlarına sokakta bir şeyler görür iken kendini düşünürsen ilham patlaması yaşarsın ki galiba ilham böyle bir şey de değil ben de inanmıyormuşum ilhama ama neyse senin yazmanı o denli istiyorum tabii.

ballı süt dedi ki...

Denicem o halde. Tecrübeden yararlanmak gerek elbet. Sağolunuz varolunuz. :)

The Oz dedi ki...

ne demek, hep beraber. B)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...