29.09.2011

Ruhunu Bedestende Arayan Ukala.




Merhaba.

Türkiye için sosyal paylaşım sitelerine ''hasta oldum'' türevi şeyler yazma vakti.
hepinize geçmiş olsun,
en çok da çiğdem s.'ye geçmiş olsun
zira o tek başına yaşayan bir insan..
olmazsa, kendisine bir çorba bir şey kaynatırız.
gerçi ben genelde tylol hot öneriyorum..

bütün zencileri birbirine benzettiğimiz gibi bütün metalci gençleri de birbirine benzetiyoruz galiba.
ki beniyorlar lan.

İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünün İstanbul Boğazına bakan bir yemekhanesi olduğunu biliyor muydunuz?

yavşamak çok çirkin bir kavram değil mi?
aslında aynı şeyden bahsederken asılmak da denir,
hatta ilgilenmek.

dedesinin/büyükannesinin ceketini,kazağını, entarisini, gömleğini giyen insanı çok seviyorum ben.
aynı modeli gidip para verip de alanı ise duruma göre seviyorum,
tam da bilemiyorum, kafam karışık.
bir de bu paragrafta büyükanne kelimesi çok işime yaradı.

''başıma bir şey gelmeyecekse'' greenpeace'i ölümüne antipatik buluyorum.
özellikle bugün ben dergi almayı reddedince ''başardıklarımızı bir araştır tamam mı'' diye bana küsen kız hiç olmadı...
halbuki sadece ''dünya böyle daha güzel olmaz'' dedim.
ben bilemedim tabii en güzel kızlara dergi sattırmak ile oluyormuş bu işler.

fonda çalan introlu bir şarkıya bir anda eşlik edin etrafınızdakiler çok şaşırıyor.
bunun için en iyi şarkı the beatles'ın - i've just seen a face'idir.

ingilizcede ''can'' yazılır
yöresine göre ''Ken,Kan,Kın'' diye okunur.
Türkçede Can yazılır ve Can Candır.
bir de cancana olmak vardır.

arkadaşımın telefonundan recep adlı arkadaşımın kaydını bulup aradım telefonu bir kadın uykulu ses ile açtı ve ben ''alo recep...ile görüşmüyorum galiba kusura bakmayın'' dedim.
''evet, görüşmüyorsunuz'' dedi.

johnie walker double black label çıkar da ben almaz mıyım?
almam.
nereye alıyorum dünyanın parası.

devlerin aşkı büyük olur derken ?!?
kasıt sahiden aşk mı?

bazen sizde sokakta kendinizin eski imajına sahip birini görüyor musunuz ?

Yıllar sonra telefon alarmımı değiştirdim.
değişiklik benim için zor.
buraya falan yazıyorum bir şeyler değiştiğinde.
halbuki ''ulen bu ne sap sap adamların şarkısıyla uyanıyorum kız sesi ile uyanayım bari'' diye bir mantık ile değiştirmiştim.

hep başkasından duyardım
''arkadaşlarımdan bizim için söyler misin teklifi geldi ve ben de şarkıcılığa başladım''
klişesini
bir kere bir kızdan canlı canlı dinledim.

benden selam söyleyin tüm eski kestiklerime.

Athena adlı topluluğumuz kendisine fötr şapka sponsoru bulsa da rahatlasak.

bugün bir kez daha anladım ki etrafta çok servis-otobüs türevi şeyler varsa ben geriliyorum.
ilkokulda da bazısı dışarda takılırdı ben hemen servisime binerdim sigara içmememi buna bağlayabilirim ama zorlanırım herhalde.

şu üzerinde free yazan sarı zara tişört artık olmasın !

biz de balık eti diye bir kavram var,
ingilizcedeki karşılığına bakayım dedim chubby diye bir kelime çıktı ama o tam da karşılamıyor.
bir de internette ucu hep pornoya dokunuyor böyle kelimelerin.

İDO içerisindeki büfeler de özel şirkete devredilmiş.
İnce Belli Çaya zam yapmasalar bari.

Mazhar Alanson'un Yandım adlı ile kayıt edilen şarkısının ilk hali ''Hatıralarımın Üstüne Oteller Yapmışlar''dır.
bir dinleyin hele

erkek yaşlandıkça yakışıklı olur diye bir şey yoktur efendim.
erkek biraz geç öğrenir.

Krem
aslında o krem rengi converse,
bildiğin ten rengi,
sanki ayak çıplak gibi.
çünkü kremler,
eskiden ten rengi yapılır idi,
belli olmasın deyi..

-‎''john lennon kafasında bir kız olarak burda ne işim var benim yaaa kafayımı yedim ben heran kapatabilirim twitter hesabımı''
Hilal Cebeci

-''You may say that I'm a dreamer
But I'm not the only one''
John Lennon

John Lennon,Doğduğunda savaş uçakları liverpool'u bombalıyormuş,babası bir gemide garsonluk yapmakta olduğu için tanışmaları biraz geç olmuş.
John zeki bir çocukmuş, okumayı seviyormuş ama yazısı çirkinmiş,annesi şüphelenince doktora gitmişler ve John'un aşırı derecede miyop olduğu ortaya çıkmış.
okduğum harika sunay akın yazısından çıkardığım bu özet Ay Hırsızı adlı kitabın ''savaş uçakları liverpool'u bombalarken'' adlı bölümünden.
tıklamaya değer.
'bizim bir arkadaş dövmeci'' ekolü yüzünden yüzlerce genç dövmesini ''bedavaya gelir'' diyerek bekletiyorlar.

bileniniz var mı bilmem de bir zamanlar pony diye ayakkabı markası vardı.
süet olan top star modelleri efsanedir.

İstanbul Kapalı Çarşının pek gezilmeyen arka tarafında, en eski bölümü yer alır
eski adı ile Cevahir Bedesteni olan bu yerin yeni adı İç Bedestendir.
Bedesten kelimesi: Değerli eşya ticaretinin yaptıldığı çarşı demektir.
Kapalı Çarşı'da böyle ayrı bir yer varsa değeri siz düşünün.
neyse efendim ben ticaretinde değilim.
bu bedesten Kapalı Çarşının genelinin aksine tavan yapısı resimlerle kaplı değil biriket yapı gözükür vaziyettedir.
bugün kendisini gördüm kafam yukarda yürüdüm o yolu, o denli güzeldi,.(gerçi sonra bir nebze kaybolup döviz yükselmesi haberlerinde elinde telefonla konuşan adamların görüntülerinin çekildiği yeri buldum)
zannediyorum kapalıçarşıya çok yakın okumanın böyle bir avantajı var.
sadece gezmek için gidilmiyor oraya
içinden eminönüne kestirme gidiyoruz.
bedesteni görmek için tıklayınız.

Tepedeki fotoğraf ve düzenleme bana ait.

6 yorum:

ballı süt dedi ki...

Bedesten diyince de aklıma hep bizim okulun http://v2.cache3.c.bigcache.googleapis.com/static.panoramio.com/photos/original/6865633.jpg?redirect_counter=1 şu adından çok uzak okey, bilardo oynama salonunun gelicek olması ne üzücü.

Yavşamak lafını da uzun yıllar kullanmış idim. Öyle lanet bi sözcüktür ki atsan atılmaz, değiştirsen yakışmaz.

Bi de -yazıyla ilgisi yok ama- ben ne zaman böyle farklı konularda maddeler halinde yazı yazsam bikaçını daha bi seviyorum, en çok onlara yorum yapsınlar istiyorum falan. Sizde de oluyo mu bu durum The Oz? Merak eyledim de.

The Oz dedi ki...

öncelikle o bina çok güzelmiş beklemiyordum öyle bir şey şaşırdım görünce,
hangi üniversite bilmiyorum ama üniversitelerin genelde kötü binaları oluyor.

sonralıkla da şöyle izah edeyim ''o maddeler benim evladım gibi hiç birini ayıramıyorum.'' B)
ama çıkış noktam olan yahut daha ''bu insanları yakalar'' diye güvendiğim maddelerim var.
onlara da ''ahah evet'' benzeri gibi yorumlar gelince çok seviniyorum,
ne yazmam konusunda da bu beni yönlendiren şeylerden biri mesela bu yazının çıkış noktası bedestendi onu da sen yakaladın. ödülünüz 30 şubatta haliç kongre merkezinde taktim edilecektir.

saygılar, selamlar.

not:kendimi de anlatasım varmış.

ballı süt dedi ki...

Dumlupınar. Ah keşke binalarına verdikleri önemi az içine de verseler nolurdu.
Ayrıca 30 şubatı yazdım bi kenara. Hatırlatırım. Gelir de alırım ödülümü benden söylemesi.

Saygılar bizden.

kelime doğrulama: parbiala. sevdim bunuu.

ballı süt dedi ki...

30 şubatın geleceği günü beklediğimi bi düşünsenize mesela. Bi an.
He bu arada tarihi 1 mart yaptığımızı söylememe gerek yoktur sanırım, ödülümü alcam yaani. onu bi diyim. Bildiğin bela çıktım anlıycağın. :)

The Oz dedi ki...

universiteni arastirdim evet binalar tahmin ettigim gibi selcuklu mimarisi iyidir hostur da bunaltir biraz.
zaten bence kutahya acayip bir yer orada seramik kapli bir lise gormustum.

o zaman 1 martta halic kongre merkezinde bulusuyoruz ama kacak giremezsek kapida veririrm odulu
odul de bir parbiala
onu da artik bulacagim bir sekilde B)

saygilar sevgiler,

ballı süt dedi ki...

OHA! Parbiala mı? Ço heycanlandım. Anlaştık.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...