13.09.2011

sahte plastik özel efektler


uyuyamıyorum bir kaç gündür ama ruhum kendini ayakta tutarken bedenim özelliklede kafam bir şekilde ekonomik moda geçiyor.
o yüzden çok sebest ve serkeşt bir şekilde yazacağım,
serkeşt diye bir kelime var mı bilmiyorum?
normalde şimdi bunu açacağım yeni bir google chorme sekmesi ile araştırmam lazımdı ama onu da yapmayacağım.
şu an koyvermişliklerin en şekersiz, en iyotsuz, en unsuz'unu yaşıyorum galiba.
e bu 3 beyazdan uzak durmalı,
peki başka hangi 3 beyazdan uzakdurmalı bence bush ailesinden uzak durmalı,
onlar varken onlardan uzak durmak diye de bir şey vardı.
''onların yoklukları'' onlar varken vardı.
yani sonuçta istememek böyle bir şey mi?
az önce dalgınlıkla her zaman yaptığım şeyi yapıp yazıya ara verip de ne yazdığımı şöyle bir gözden geçirecektim ama kendimi frenledim,nasıl mı frenledim ?, (her zamanki şeyleri severim)
yavaşça frenledim,
yorgun bir bisikletim çünkü ben.
ay neyse ne diyorduk?
hah, şimdi kaç gündür bu siteyi falan kapatmayı düşünüyorum.
zira okurum yok !
evet bir şeyler anlatıyorum ve okunsun istiyorum.
sanat değil ki bu yaptığım sanat için olsun, en fazla nükte yapıyorumdur herhalde.
nükte demeyi sevdiğim kadar nükhet duru'yu sevmiyorum.
bunu da buradan tüm dünyaya duyuruyorum nasılsa kimse okumuyor.
internet ile büyüyen jenarasyon torun sahibi olunca ne olacak?
şimdi benim torunum tombalağım buraya yazdığım şeyi mi okuyacak?
hadi benim yazdıklarım neyse de o facebook'a özlü gibi söz yazan kızlar ne olacak ?
''bir esin perisinin kaybolmuş asası gibidir hayat yaşamayı elde ederseniz herşey değişir.'' diyen yaşlı kadın mı olur lan?
adı da Esinmiş mesela.
pii zaten adının hazır anlamını alıp yaşamaya devam eden insanı hiç sevmem,
lan bir kere bişey başar be,
annen baban yahut kapısına bırakıldığın karakoldakiler sana umut dediler diye hemen umut dünyası vay bilmem ne?
adı özlem olsun, hemen özlemlerim var benim falan.. yok ya !
sen nasıl show haber kafalı bir canlısın arkadaşım.
esin, esen, ersin, ersan, esra.. diye isimler var ama esir yok esrar da yok bunlar ilginç şeyler.
ben bunlara kafa yorarım, aslında kafam da çok yorulmaz.
bir nevi bunları düşünerek düşünmek istemediklerimi unutuyorum.
gerçi düşünmek istemediğini düşünmemek de bir lüks.
zira hayatımızın gereklilikleri vardır.
bugün bakkallarda marketlerde falan yoğurt olsun, ekmek olsun, domates olsun, kekik olsun, hep parayla satılıyor.
bu üçünü de doğru oranda karıştırın az zeytin yağı ile enfes oluyor, benden demesi.
demem o ki az önceki özlü gibi sözü de ben şimdi uydurdum.
acaba yıllardır düşündüğüm sahte sanal insan projemi gerçekleştirsem mi?
zira ona da böyle şeyler yazdırmayı planlıyordum.
en büyük korkum da onun benden popüler olmasından öte hali hazırda üç elin parmakları kadar olan benim popülasyonuma sızmasıdır. (en büyük korkum tabii ki bu değil.)
üç elin parmaklarını okuyunca şaşırdınız değil mi?
peki ya içel'in parmakları ne olacak ?
kocaman şehir sonuçta o
(galiba şehrin adı mersin, merkez ilçesi içel izmit.. ile kocaeli de böyleymiş sinir oldum.)
ne diyorduk ...
hah, arkadaş falan...
öyle demeyin genede hatrı sayılır arkadaş kitlem vardır.
onlar internet üzerinde yaptığım şeyleri özellikle de yazılı olanları pek sallamasalar da güzel insanlar.
demem o ki diye başlayan paragraflar yetersiz ifadelere katkıdır.
benimki değildi.
yanlamasına tırnak yemeye başladım.
sanıyorum artık bir şanslı kız ile çıkmalıyım ve onun tırnağını yanlamasına yemeliyim.
mfö'nün şarkısında diyor ya:
''bu işler narin bugün olmaz ali belki yarın'' diye
o dizelerin sonunu ben hep ''yarin'' diye düşünüyorum.
bölyede yüce gönüllü bir insanım işte ben.
bir el atarsanız gönlüm yere değer ve bu şekilde bir değeri olsun,şimdi bunu bir solukta okuyanlar delirdiğimi düşünebilir ama dellendiğimi düşünemezler dellenmek çok çirkin bir şey değil ama metropol erkeği dellenmez.
gerekirse çıldırır, delirir.. hatta zaman zaman kudurabilir ama dellenmez.
dellemek kelimesinin de demlemek kelimesine sadece fonetik bir benzerliğe sahip olması çok hüzünlü değil mi?
-
-
-
-
-
-
az önceki boşluk sonu vurucu gibi,etkileyici gibi biten filmlerde kullanılan boşluktu.
genelde ucuza insan etkileme işleridir hep bunlar..
sahte plastik özel efektler.

fotoğraftaki şahıs:bir zamanlar diğerini büyük göstersin diye var olan Küçük ibo
-
şarkı tavsiyesi
the doors - take it as it comes

9 yorum:

İ.x.İ.r dedi ki...

bence biraz rahatlamalısın :)

Turist dedi ki...

Seni okuyorum. Sırf bu sebeple bile yazmaya devam etmelisin. Sonuçta çok ünlü bir insnaım ben :P

bossa nova dedi ki...

neymiş, nolmuş?
hişşt kapatmak yok dükanı.
Uğrayan var bakan var canım aaaa...

Turist dedi ki...

Bossam seni özledim bu arada, selam ediyorum.

The Oz dedi ki...

İ.x.İ.r: galiba zaten rahatlamak için yazdım, bilmiyorum sonra da yazdım da salakça mı oldu diye düşünürken sıkıldım. değişik.

Turist ve bossa nova: Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü Filminde bir kiliseyi cami yapmayak istiyorlardı da şebnem dönmez'in oynadığı karakter o ''kilisenin gideni vardır'' demişti.
bakın işte böyle nereden nasıl gönderme yaptım ama bunu yaparken halen hissettiğim minnet dolu duygularımı sizlere bir teşekkür ile sunmuyorum demek ki neymiş önce bilmiş bilmiş konuşmamak lazımmış neyse efendim sizler beni okduğunuz için pek mesudum zira sizlerin de ben ayrı ayrı hayranıyım eğer sizlere ayrı ayrı hayran olmasaydım o denli bir mucize olmayacaktı !
bol sevgi aromalı saygılar.

ballı süt dedi ki...

Saatin 5.40 oluşu ve kafamın o güzellikte oluşunu göz önünde bulundursak da bulundurmasak da okurken çok eğlendim. Zaten her yazınızdan ayrı bi keyif almaktayız efenimm. :)

The Oz dedi ki...

geri dönmene nasıl sevindim bilemezsin !
tabii nereden bilicen di mi?
B)

ballı süt dedi ki...

:) Enee. Ço mutlandım. Beklendiğimi bilmek güzel bişey.

The Oz dedi ki...

B) aynı fikirdeyim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...