20.09.2009

Duş Perdesi v.s Sis Perdesi


akşama kadar kafelerde şarap içip kekikli pulbiberli zeytinyağına ekmek banan yurdum entel gibileri,
biliyorum hepinizin midesi bozuk.
hadi gelin itiraf edin bunu.

saçlarımı kestirirken farkediyorum ki şu hayatta hiç bir etkinliğim. yok.
berber ne derse o oluyor.
bu his en çok saçlarım berber şampuanı ile yıkanırken çöküyor yakışıklı bünyeme.
eskiden muz kokardı o şampuanlar şimdi muz kokmuyor.

Antalya'nın bahçelievler ve dedeman-şirinyalı samtlerinin kızlar güzel oluyor.
ışıklar civarı çok gezerken portakal çiçeğindeki potansiyel ise çoğunlukla toplu taşım araçlarında görülüyor.
migros-konyaaltı ve ötesi de fırsat verilirse gol ile buluşabilirler.
lara tarfını bi sevemedim gitti.

gittiğim kafe-bar'ın oturaklarına dikkat ederim.
bademaltını da bu konuda tavsiye ederim.

telefonuna mesaj gelince şak diye kabul edip koşa koşa arkadaşlarının yanına giden insansan aha işte sen yalnız bir insansın ve pek işin gücün yok.
ha arkadaşların sen aramadan hiç aramıyorsa o daha bi fena.

hayalci genç kızlarımız var onlara iki çift laf edeyim:
canlarım, iyi güzel hoş bunlar bizim de istediğimiz şeyler.
lakin bunu dillendirmek üzere bir hayat tarzı kurmuyoruz.
sürekli ''yurt dışına gitmem lazım'' diyerek yaşanmaz ki
sürekli ''kafe-bar açacağım'' diyerek yaşanmazki.
ha aşk olur meşk olur dillendirilir.
hayaller aşkın kuvvetiyle bir olan vucutlarda gerçek edilebilir hayaller o başka.

kulağım çınlamıyor benim.
biliyorum konuşuyorsunuz hatta bazen ''benden konuştunuz mu?'' diye soruyorum.
işte bundan soruyorum.

lise de çok kızlı bir arkadaş ortamım vardı.
bu hakikatti
flörtöz ile fritöz olmak arasında kalıyor insan.
yine de her sabah akşamki maçtan 900 dakika konuşmaktan iyidir.

eşcinselliğe sanki ilk olarak 2003'de rastlanmış gibi şaşırıyorlar ya
o garip geliyor bana

hermahallenin nasıl ki bir zülfü livaneli gibi adamı varsa bir de necmettin erbakan gibi adamı oluyor.
zaman zaman ecevit gibi adamlar da karışabiliyor aralarına
bir tansu çiller bir mesut yılmaz zor bulunuyor.
deniz baykal gibi adamlar ise sitelerde yaşıyor bence.
bunların hepsi mahalleli oluyorlar öyle siyasete falan da girmiyorlar.

yabancı medeniyet kökenli arkaşlarım hep olsun hayatımda istiyorum.
içten içe sevgi gösteriyorum onlara.
italyan alman amerikan hollandalı gibi gelişmiş medeniyet olması şart değil.
maksat yabancılık.

bir kadının hamileyken güzelleşme ihitmali yüzde yüz iken bu şansı çirkinleşerek değerlendirebilen kadına üzülüyorum.
sonra da kocasından dayağın kralını yememek için başka şeyler düşünüyorum.

ortaokul civarı bulduğum bir espri vardı
nikah memuru ''o zaman ben de nikah salonunun bana verdiği sandalyeye dayanarak sizleri karı koca ilan ediyorum'' diyordu.
fıkralaştırmak istemedim e kimseyi de evlendirmediğimden de yapmaya fırsat olmadı

kurbanda 3 arkadaş yaşam koçu kestik rahatladık
o neydi öyle ya.

tekbir giyimin tek-bir lira anlayışına ne desem bilemedim.

yeni msn'de yazıyazdığımız bölümde karikatürlerde kullanılan konuşma baloncuğu var.
boydan fotoğraf koyanların edep yerlerini hedef alıyor okun ucu.

bundan sonra dark side'dayım arkdaşım.
işinize gelirse.
pelerin de alacağım şimdi.

duş perdesinden korkuyorum ben hele bir de ıslaksa abooov!

bozuk kaset severim
açarım sökerim onun içini dışını
sonra kalemle sararım falan.

durup durup starsailor indiriyorum.
sonra kayboluyor onlar bir daha indiriyorum.

bu yazıyı da burada bitiriyorum.

ek:
''ben kendimi bulcam sana''
dedi eskilerden bir arkadaşım.
görkemli bir söylem bence.

2 yorum:

bossa nova dedi ki...

evet evet ondandır hep toplu taşımada anılarımın olması..
badem altı mı badem altı ha!
kesin gördüm ben seni :)

The Oz dedi ki...

görmüşsündür.
şehirde çok gezgin bir kimseyimdir.
hatta ben de sana bakmış bile olabilirimdir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...