24.09.2009

Yüzde Astarı Kaçtır?


başınıza küçük çaplı bir felaket geliyor da o andan önceki dakikalarınızın pek güzel olduğunu düşünüyorsunuz ya, işte o güzel sandığınız dakikalar da teorik olarak yine bir felaket sonrası dakikaları.

anıra anıra gülerken çekilmiş fotoğrafları facebook aracılığıla ''bakın böyle mekanlara gidip çok eğlenebiliyoruz işte'' temasıyla bizlere gösterilmesi mevuu hoşuma gitmiyor.
diğer hoşuma gitmeyen şeylerse:
-anıra anıra gülmek.
-çatur çutur flashların patlaması.
-facebook aracılığı.
-öyle mekanlarda çok eğlenmek(egolarında boşluk bulunan ergenlerin işleri bunlar).
-orada olmaması gerektiğini düşündüğünüz insanın kendini sizin kadar düşünmeyip oralarda olması.

cevizli dondurmayı sevemedim gitti.
fıstıklıya ne kadar aşıksam cevizli de onun sinir en yakın arkadaşı gibi geliyor bana işte.

alman dondurması dedin mi şöller'i bilirim.
çiğdem dedi, hemen şöller dedim.

bilgisayar ve ingilizce kursları vardı bir ara gidiyordum ben de bir tanesine.
o kursun bana olan katkısı sıfatlardır.
daha derin cümle kurmak için sıfat içerisinde kalmıştık.
öğretmenin adı güldü.
''ela nedir?'' diye sorduğumda'' hazel'' demişti.
öğrenme merakı işte.

kılıç oyununda vurmamaya değil,
godoslama vurmaya çalışın.
esas o zaman çıkıyor zevki.
bunu Anılla starwars izleyip o gazla çıkışta cadde boyunda bröşürden yaptığımız kılıçlarla kapışırken farketmiştim de ağzımla ışın kılıcı efekti(ııvvaaauuuuv) yapmaktan dillenirmeye mecalim kalmamış.

taşa oturan genç kız görsem ''çocuğunuz olmaz'' diye uyarırım kızlar da gülüşürler.

yanımdan geçen dişi konuşmaları kulağıma takılıyor ve yaptığım tespitlere göre
kadın kısmısı'nın yüzde 83.3'ü başkasına ait olan şeylerden bahsediyor.
kıyafeti olur, sevgilisi kocası olur..
varın gerisini siz düşünün.

Buzlaş diye birşeyler satıyorlar.
yıllar önce gömbe adlı yayla mekanında yediğim kar üzeri pekmezin daha kimyasallısı.
hayır bir de bana buzlaş diyor esasen buzlaşan o.
'Buzlaştımmm!'' gibi birşey olmalıymış adı.

masaya başparmağındaki hariç diğer el parmaklarının tırnaklarını vura vura birşey anlatan kadını hiç ama hiç sevmem.
hele bir de sigarasından çok derin nefes alırken aklına birşey gelirse amanın!

sezonun modası saks mavisi.
dişi pabuçlarında favorim kendisi.

eğlence mekanlarında bulunduğum yahut kendilerini bir iletişim aracıyla gözlemlediğim zamanlarda farkediyorum ki genç erkeklerimizin yüzde 97.2'si kapıda kalmamak için beyaz gömlek giyiyorlar.
olmaz olsun öyle şey.
ha, rock barlardaki siyah tişört olayına da karşıyım.

rep müzik sevdalısı ergen kız giyinme ayarını tutturamayınca hiç olmuyor yahu.

bandana ve bel çantası geri gelsin görün bakın ne biçim moda olacaklar.
fayda sağlıyor bir kere.

Anılla birlikte dev bir düşünüşten sonra elbise ve eteklerde yüksekbelin güzel olduğuna kot pantolonlarda ise güzel olmasının garantisinin olmadığına kararverdik.

oyunlar içiersinden tekken'i tek geçerim
pes'de pes etmem.
mario neden hiç bağırmio

Jülide Özçelik Neşet Ertaş'ın Yalan Dünya eserini ne güzel söylemiş.
bi araştırn bakalım.
jazzistanbul albümün'ün adı
bende bitireyim yazımı.

fotoğraf enteresan fotoğraflar ve ışık ayarına sahip olan ogatech marka fotoğraf makinamdan tarfımın baskısyla çekilmiştir
ve bir şarap şişesinin içine bakmak eylemidir.

5 yorum:

ÇOCUK dedi ki...

şarap şişesinin içine bakmak eylemse içmek ibadettir. baha diye bi şarkıcı vardı yazarken o oldum sandım bi an ne korku sardı anlatamam yani.Not: Barış Uygur'u yarıda kestimde okudum ya gıdım pişman olduysam ömrüm tükene.

The Oz dedi ki...

ehhehe baha yahu..

turist dedi ki...

buzlaş'ı merak ettim ben..

bossa nova dedi ki...

saks mavisi dediğin rengin adı benim için bihter mavisidir:)
ve de bu aralar çok beğenmekteyim..

bihter mavisidir giydiğim
altında krem konversim
konvers değil kınvörs desem
dalga geçer cümle milletim

The Oz dedi ki...

buzlaş heryerde var ve saks mavili şiir için de teşekkürler bossa nova şimdi mikrofonlarımız ankarada...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...